YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6942
KARAR NO : 2013/10893
KARAR TARİHİ : 28.11.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi,… Kadastro Mahkemesinde açmış olduğu davada…Köyü içerisinde bulunan ve dava dilekçesine ekli krokide gösterilen derenin bir bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ve halen orman vasfını koruduğunu, kadastro çalışmaları sırasında kesinleşen orman sınırlarına uyulmadığını ileri sürerek, tesbitin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 154 ada içerisinde yer alan ve fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 281.66 m2 yüzölçümündeki derenin bitişiğindeki Bayat Devlet Orman ile birleştirilmek suretiyle orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1978 yılında seri bazda orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulamaları yapılmış; sonuçları 14/06/1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir.
Kadastro mahkemesi uyuşmazlığın çözümünde kendisini görevli görerek işin esası hakkında hüküm kurmuşsa da, çekişmeli yerin yörede 2005 yılında 3402 sayılı Kanuna hükümlerine göre yapılan genel kadastroda dere olarak tespit dışı bırakılarak paftasına işlendiği, taşınmaz hakkında tesbit tutanağının düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Yörede yapılan orman kadastrosu da tespit tarihinden önce kesinleşmiş bulunmaktadır. Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 26/4. maddesi ve H.G.K.’nun 28.11.2007 gün ve 20 – 909/891 sayılı kararında kabul edilen ilke gözönünde bulundurularak davaya bakma görevinin genel mahkemelere ait olduğu düşünülmemiştir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, davanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Davanın esasına girilmeksizin görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esas hakkında hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bu aşamada sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına 28/11/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.