YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18515
KARAR NO : 2020/15814
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının şoför olarak 29/07/2010 tarihinden 05/02/2015 tarihine kadar çalıştığını, aylık net ücretinin 1.950,00 TL olduğunu, yemek, servis ve erzak yardımının olduğunu, müvekkilinin bordrolarda ve kayıtlarda ücretinin düşük gösterildiğini ve bu tutarın banka hesabına yattığını, 2015 Ocak ayı ücret alacağının da ödenmediğini, sabah 08.30’da çalışmaya başlayıp iş bitene kadar çalıştığını, şehir dışına mobilya teslimatı yaptığından gece yola çıkıp 1-2 hafta eve dönmeden mobilya teslimatı yaptığını, cumartesi dahil çalıştığını ayda 2 pazar da çalıştığını ve fazla çalışma yaptırılmasına rağmen karşılığının ödenmediğini, dini bayramlar hariç resmi tatillerde çalıştırıldığını, yıllık izinlerin kullandırılmadığını, davacının iş akdini 05/02/2015 tarihinde haklı nedenle feshettiğini alacakların ödeneceği vaadiyle ibraname imzalatıldığını ancak ödenmediğini beyanla kıdem tazminatı, ücret alacağı, yıllık ücretli izin, fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işyerinde 29/07/2010-07/02/2015 tarihleri arasında şoför olarak asgari ücretle çalıştığını, iş akdinin yeni iş bulduğundan davacının istifası nedeni ile feshedilmesinden dolayı davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davacıya 2015 Ocak ayı ücreti ile fazla mesai ve genel tatil çalışmasına ilişkin ücretlerinin ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırıldığını ve kullandırılmayan yıllık izne ilişkin ücretin ödendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin ihtilaf dışı olarak 1646 günlük çalışmasından sonra istifa ederek ve karşılık almadan işten ayrılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının ödenmeyen yasal haklarının bulunduğu ve haklı nedenle fesih hakkının olduğu, iddia ve kabul gereği de 05/02/2015 tarihinde iş akdinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, ancak daha sonra yasal haklarının ödeneceğinden bahisle, davacıdan istifa dilekçesi alındığını, söz konusu belgeye değer tanınamayacağı, davacının iradesi fesada uğratılarak belge alındığı, bu durumda dahi, feshin işverence gerçekleştirildiğinin kabulü gerekeceğinden davacının kıdem tazminatına hak kazanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 3.7.2007 gün 2007/14407 E, 2007/21552 K.).
İstifa iradesinin bulunmadığına yönelik olarak irade fesadı iddiası tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabilir.
Somut olayda davacı iş akdini 05/02/2015 tarihinde haklı nedenle feshettiğini ve alacaklarının ödeneceği vaadiyle ibraname imzalatıldığını iddia etmiş olup; davalı ise davacının istifa ederek iş akdini sonlandırdığını savunmuştur.
Davacının dosyaya sunulan 07.02.2015 tarihli el yazılı istifa dilekçesinde “…..iş yerinden kendi istek ve çalışma koşullarından kaynaklanmayıp daha iyi şartlarda iş imkanı bulduğumdan kendi istek ve rızamla her hangi bir baskı altında olmadan 07/02/2015 tarihinde kendi isteğimle işten ayrıldım…” yazdığı, yargılama sırasında dinlenen tanıkların ise iş akdinin feshi konusunda beyanda bulunmadığı görülmektedir.
Davacının imzası itiraza uğramayan istifa dilekçesindeki beyanı bağlayıcı olup bu belgenin baskıyla imzalatıldığına ve iradesinin fesada uğratıldığına dair bir araştırma yapılmamıştır. Mahkemece yapılacak iş öncelikle davacıya bu dilekçe gösterilerek bu konuda beyanı alındıktan sonra tanıklar yeniden dinlenerek bu konunun açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesidir. Eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.