YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/920
KARAR NO : 2020/4653
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25.06.2018 tarih ve 2017/271 E. – 2018/244 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.11.2019 tarih ve 2018/1657 E. – 2019/1155 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2016/22528 numaralı “EKOLFILO JUST DRIVE, WE SERVE” ibaresi için marka başvurusu yaptığını, bu başvurunun ilanına davalı tarafından “EKOL” ibareli markalarına dayalı olarak itiraz edildiğini, bu itirazın Markalar Dairesince kısmen kabulüne karar verildiğini ve 39. sınıfta yer alan hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, bu karara yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kurulduğu günden bu yana Türkiye genelinde otomotiv alanında faaliyet gösterdiğini, 1998 yılından beri faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkiline ait dava konusu başvurusu ile birlikte “EKOLOTO JUST DRIVE, WE SERVE” ve “EKOLOTOMOTİV JUST DRIVE, WE SERVE” ibareleri için de marka başvurusu yapıldığını, bu başvuruların olumlu sonuçlanarak markaların tescil aşamasına geldiğini, müvekkiline ait marka ile redde mesnet olan markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markaların farklı olduğunu, “EKOL” ibaresinin tek başına markasal algı oluşturmayacağını, çok yaygın kullanılan bir kelime olduğunu, ayırt edici unsurlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, tarafların hitap ettiği müşteri kitlesinin çok farklı olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2017-M-4157 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin 1990 yılında faaliyete başladığını, Türkiye’nin ve Avrupa’nın öncü entegre lojistik hizmet sağlayıcıları arasında olduğunu, davaya konu marka sahibinin müvekkilinin tanınmış markasından haksız yere yarar sağlayacağının aşikar olduğunu, “EKOL” ibaresinin Madrid Protokolü kapsamında 71 ülkede 07.03.2007 tarihinden beri 39. sınıflarda tescilli bulunduğunu, davaya konu olan markanın ayırt edici unsurunun “EKOL” ibaresi olduğunu, bu markanın müvekkilinin EKOL esas unsurlu markaları ile ayırt edilmeyecek derecede benzer bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınıp münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim de nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, davacının “şekil+ekolfilo just drive, we serve” ibareli marka başvurusuyla davalı firmanın “EKOL” ibareli tescilli markaları arasında 39.sınıftaki hizmetler yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davalı başvuru markasının “ekolfilo” şeklinde asli unsur olarak ön plana çıktığı, davalı markasının ise baskın ibarenin “ekol” olduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi açısından başvuru konusu işaret ile davalı firmanın markası arasında işletmesel bağ olduğu algılaması oluşabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “ekolfilo Just drive, we serve+şekil” ibareli başvuru ile redde mesnet “EKOL” asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan 39. sınıftaki hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurlarını oluşturan “EKOL” ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda yer verilen diğer unsurların başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, marka kapsamlarındaki hizmetler aynı olduğundan tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin işbu uyuşmazlık yönünden bir önem taşımadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.