Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/3904 E. 2020/11345 K. 22.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3904
KARAR NO : 2020/11345
KARAR TARİHİ : 22.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında mağdur Sabahat’a karşı kasten yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükmün temyiz edilmediği belirlenerek; sanık hakkında mağdur …’ya karşı kasten yaralama eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Mağdur hakkında hükme esas alınan …Devlet Hastanesinin 20.06.2013 tarihli adli raporuna göre, mağdurda “yüzde sağ zigomatikte kesi” oluştuğunun belirtildiği, raporun bu yönüyle mağdurun yüzünde sabit iz kalıp kalmadığı hakkında yetersiz olduğu anlaşılmakla, mağdurun tüm tedavi evrakları ile birlikte en yakın adli tıp kurumuna sevki ile, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerini kapsayacak şekilde adli raporunun alınması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2) 5271 Sayılı CMK’nin 231/11. maddesinde sadece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında cezanın ertelenmesine ya da seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilebileceğinin belirtilmesi karşısında, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkında hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken verilen hapis cezasının TCK’nin 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesi suretiyle CMK’nin 231/11 maddesine muhalefet edilmesi,
3) Sanığın, yaralama eylemini 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f maddesi uyarınca silahtan sayılan sandalye ile kardeşine karşı gerçekleştirmesi karşısında; TCK’nin 86/2. maddesine göre temel hapis cezasının, aynı olayda iki nitelikli halin (TCK 86/3-a ve 86/3-e maddelerinin) birleşmesi nedeniyle TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde cezanın alt sınırdan belirlenmesi suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
4) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanıklar lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.