YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/611
KARAR NO : 2020/4030
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.04.2018 tarih ve 2016/477 E- 2018/123 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.10.2019 tarih ve 2018/1554 E- 2019/1082 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “PINAR” ve “DENGE” asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin ise bu markalarla iltibasa yol açacak derecede benzer olan “SÜTMAN DENGETAT+şekil” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, 2015/46241 numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve 8/5 maddeleri uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini, davalının seçenek özgürlüğü bulunduğu halde “denge” ibaresini tercih etmesinin kötüniyet göstergesi olduğunu, davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından faydalanmak suretiyle haksız kazanç elde etmeye çalıştığını ileri sürerek, YİDK’in 2016-M-9951 sayılı kararının iptaline, tescil edilmişse dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin 2004/15273 sayılı “DENGETAT+ şekil” ibareli markanın hak sahibi olduğunu, müvekkilinin seri marka üretme amacıyla dava konusu başvuruyu yaptığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu “Sütman Dengetat+ŞEKİL” ibareli başvuru ile davacının “DENGE” asıl unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı başvuru ibaresi üzerinde davacı tarafın önceye dayalı kullanım hakkı ve sınai mülkiyet hakkı kanıtlanmadığından 556 sayılı KHK’nın 8/3, 8/5 maddesindeki koşulların oluşmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesindeki koşulun da gerçekleşmediği, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nce, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı bakiye 34,40 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 12.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.