Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/23002 E. 2020/7479 K. 14.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/23002
KARAR NO : 2020/7479
KARAR TARİHİ : 14.09.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davacının 20/04/2006 – 26/10/2009 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından feshi üzerine işe iade davası açıldığını, bu dava ile işe iadesine karar verildiğini, kararın Yargıtayca onandığını, işe iade kararının uygulanması için davalıya ihtarname gönderildiğini, davalı tarafından işe davet üzerine 20/04/2012 tarihinde işe başladığını, kendisine şoför olarak çalışacağının söylendiğini, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, akşam servisine kadar işyerinden ayrılamadığını, işe iade sonrası davalı şirket yetkililerinin ayrımcı kötü niyetli davrandığını belirterek, bir kısım işçilik alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, 20/04/2006 – 26/10/2009 tarihleri arasında sürücü olarak çalıştığını, davalı işverenlikçe iş sözleşmesinin feshedildiğini, işe iade davasını kazanması sonucu Marmara Bölge Müdürlüğünde 20/04/2012 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını iş sözleşmesini İş Kanunu 17. Madde hükümlerine uygun olarak 24/08/2012 tarihinde şirketçe feshedildiğini, davanın İstanbul İş Mahkemelerinde açılması gerektiğini ve yetki itirazında bulunduklarını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, iş akdinin fesih tarihi olan 2012 yılına dair emsal ücret bilgilerinin dosyada olmadığı belirtilerek davacının Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm cetveline göre ücret tespiti yapıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında davacının aldığı aylık ücrete ilişkin uyuşmazlık bulunmasına rağmen Mahkemece yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu sebeple yapılacak iş, işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, davalı işyerinde ya da başka işyerlerinde emsal işçilere ödenen ücretler ilgili meslek odalarından araştırılması, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceğinin sorulması, Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesindeki “kazanç bilgisi sorgulama” kısmındaki bilgilerle belirlenmesi ve toplanacak bütün deliller değerlendirilerek davacının gerçek ücretinin belirlenmesidir. Eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi hatalıdır.
3-6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
Somut olayda, davacı tarafından İstanbul 14.İcra Müdürlüğü’nün 2012/7349 E sayılı takip dosyası ile 4 aylık boşta geçen süre ücretinin takibe konulduğu ve davalı tarafından takibe yapılan itirazla birlikte 2.540,00 TL’ lik miktarın icra dosyasına yatırıldığı ve bu miktarın davacı tarafından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının dava dilekçesinde bakiye 4 aylık boşta geçen süre alacağı ve ıslah beyanında 519.00 TL 4 aylık boşta geçen süre alacağı talep ettiği ancak Mahkemece talep aşılarak 3.059,56 TL 4 aylık boşta geçen süre alacağına hükmedildiği anlaşılmakla karar bu yönü ile de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.