YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/558
KARAR NO : 2020/4747
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28.11.2017 tarih ve 2017/32 E. – 2017/502 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 21.11.2019 tarih ve 2018/1691 E. – 2019/1194 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2016/30323 sayılı ve “LABRANDA” ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, Markalar Dairesi Başkanlığınca 2003/21692, 2006/63099 sayılı “labranda ilk çağlardan günümüze Milas Belediyesi 1868+şekil”, “labranda+şekil’’ ibareli markalara dayalı olarak 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi uyarınca başvurunun kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddine karar verildiğini, müvekkili başvurusu ile redde mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, “Labranda” ibaresinin müvekkilince yaygın bir şekilde marka olarak kullanıldığını, bu markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, TPMK YİDK’nın 29.11.2016 tarihli ve 2016/M-11815 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; redde mesnet 2006/63099 sayılı “LABRANDA” ibareli marka ile dava konusu başvuru arasında ayırtedilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, başvuru kapsamından çıkarılan 39. sınıf hizmetlerle 2006/63099 sayılı markanın kapsamındaki mal ve hizmetler arasında da benzerlik olduğu, dolayısıyla bu hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-b şartlarının gerçekleştiği, redde mesnet 2003/21692 sayılı “labranda ilk çağlardan günümüze Milas Belediyesi 1868+şekil” ibareli marka ile dava konusu başvuru arasında ise 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında bir benzerlikten söz edilemeyeceği, bu markaya dayalı olarak başvuru kapsamından çıkarılan 43.sınıf hizmetler yönünden YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK’nın 29.11.2016 tarihli ve 2016/M-11815 sayılı kararının davacının başvuru kapsamındaki 43/01. ve 43/02. sınıflarda bulunan hizmetler yönünden kısmen iptaline ve fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, ayrıca anılan madde kapsamındaki benzerlik olgusunun dar yorumlanması gerektiğinin yerleşik Yargıtay kararları ile kabul edildiği, dava konusu “LABRANDA” ibareli başvuru ile redde mesnet 2003/21692 sayılı “Labranda ilk çağlardan günümüze Milas Belediyesi 1868+şekil” ibareli marka arasında bu anlamda bir benzerliğin bulunmadığı, anılan madde anlamında başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.