Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/9582 E. 2013/6930 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9582
KARAR NO : 2013/6930
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün neden olduğu tek taraflı kaza sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan müvekkillerinin desteğinin vefat ettiğini belirterek müvekkilleri için toplam 7.250,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02/12/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat taleplerini 18.000,00 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, kusur oranına itiraz ettiklerini, müvekkilin temerrüde düşürülmediğini, ıslah ile artırılan talebin zamanaşamını uğradığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, davacı eş … için 7.000,00 TL, davacı çocuk … için 100,00 TL, davacı çocuk … için 100,00 TL, davacı çocuk … için 50,00 TL olmak üzere toplam 7.250,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen kısmın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nin 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin,zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza günün-
den başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olayda, araçta yolcu olarak bulunan davacılar murisi ile birlikte araç sürücüsü de vefat etmiştir. Olay tarihi itibariyle, iki kişinin vefatıyla sonuçlanan eylemde uygulama yeri bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 455/2. maddesinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yıl olup; aynı kanunun 102/3. maddesi gereğince uygulanacak ceza zamanaşımı süresi de 10 yıldır. Bu durumda mahkemece, olay tarihi ile ıslah dilekçesinin sunulduğu tarih arasında 10 yıllık zamanaşamı süresinin dolmadığı gözetilerek ıslah ile artırılan talep yönünden de inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 13.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.