YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1988
KARAR NO : 2013/6331
KARAR TARİHİ : 03.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirket tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracının kardeşi … ‘in sevk ve idaresinde iken yaptığı 14/08/2010 tarihli tek taraflı kaza ile hasarlandığını, davalının başvuruya rağmen ödeme yapmadığını, müvekkilinin kendi imkanlarıyla aracın tamirini yaptırdığını ileri sürerek, 6.260 TL’nin kaza tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaza sonrasında sürücünün olay yerini terk ettiğini, kaza tespit tutanağında da aracın sürücüsünün tespit edilemediğinin belirtildiğini, sürücünün ehliyeti olup olmadığının veya alkol durumunun tespit edilemediğini, ihbar yükümlülüğünün iyi niyet kurallarına göre gerçekleştirilmediğini, rizikonun teminat dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.’nin 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa’nın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin
iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın, sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1.5. maddesi ve TTK.’nin 1292/3. maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, kaza, 14/08/2010 tarihinde ve sigorta poliçesi yürürlükte iken meydana gelmiştir. Davalı vekili, kaza tespit tutanağında sürücünün, kaza yerini terk ettiğinden sürücünün kimliğinin tespit edilemediğinin bildirildiğini, sürücünün alkollü veya ehliyetnamesinin bulunup bulunmadığının belirlenemediğini, rizikonun teminat dışında kaldığını, ispat külfetinin davacıya geçtiğini savunmuş, davacı ise sürücünün kardeşi… olduğunu, olay anında olay yerinde bulunan güvenlik görevlilerinin … ’in ehliyetinin de fotokopisini alarak sürücünün … olduğuna ilişkin tutanak tuttuklarını, kazadan etkilenen kardeşini eve gönderdikten sonra olay yerine geç intikal eden trafik ekiplerinin sürücünün tespit edilemediğine dair tutanak tuttuklarını belirtmiş, güvenlik görevlilerini de tanık olarak dinletmiştir.
Güvenlik görevlilerinin beyanları ve tanzim ettikleri tutanağa göre kaza sırasında aracı … kullandığından, davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyi niyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır. Bu durum karşısında, sürücünün alkollü veya ehliyetnamesiz olduğunun ispat külfeti davalı sigortacıda olup, davalının bu hususta sunacağı deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.