YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2948
KARAR NO : 2020/10040
KARAR TARİHİ : 30.09.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş akdine haklı bir neden olmadan son verildiğini öne sürerek davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi’nin 23.05.2019 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Dosyada çözümlenmesi gereken husus dosyadaki bozma ilamından sonra ıslah yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.
Mahkeme tarafından bozma öncesinde yapılan yargılama sonucunda verilen karar tarafların temyizi üzerine Yargıtayca incelemiş olup kararın “Davacı vekili, Mahkemece yapılan 16/02/2016 tarihli duruşmada bilirkişi raporunda tespit edilen miktar yönünden davayı ıslah edeceğini ve ıslah dilekçesini sunmak üzere süre talep ettiklerini beyan etmiş olmasına rağmen, mahkemece talebe ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyerek yargılamanın sonlandırıldığı ve mahkemece dava dilekçesindeki taleplerle bağlı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, tahkikat aşaması sona ermeden ıslah iradesini ortaya koymuş olmasına rağmen talebin değerlendirilmeyerek hüküm tesis edilmiş olması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177. maddesi gereği usul ve yasaya aykırı olduğundan, Mahkemece, davacı tarafın ıslah iradesini ortaya koyması için talepte bulunmasına rağmen süre verilmeden dava dilekçesindeki miktarlar yönünden karar verilmesi hatalıdır.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada ise davacı tarafından ilk celse öncesi ıslah dilekçesi verildiği, Mahkeme tarafından ise Yargıtay bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmaktadır. Ancak ne var ki mahkeme tarafından yapılan yargılamada bozmadan sonra ıslah olmayacağı gerekçesi ile talep ile bağlı karar verilmiş ise de bu husus bozmaya ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; ilk yargılamada davacı vekili tarafından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun olarak davayı ıslah etmek üzere süre istenmiş olmasına rağmen bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden taleple bağlı hüküm kurularak davacının ıslah talebi karşılanmamıştır. Yapılan temyiz sonucunda da karar ıslah talebinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğu yönünde olmasına ve bozma ilamına uyulmasına rağmen, bu kezde bozmadan sonra ıslah olamayacağı gerekçesi ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira davacı vekili tarafından usulüne uygun olarak ıslah için süre istenilmiş ancak bu husus hatalı olarak değerlendirilmeden karar verilmiştir. Mahkemece yapılması gereken davacının yaptığı ıslah talebini göz önünde bulundurarak karar vermek iken yazılı gerekçe ile taleple bağlı hüküm kurulması hatalı olup bozma sebebidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.