YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3310
KARAR NO : 2020/5017
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24.05.2017 tarih ve 2014/1126-2017/335 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,davacının davalılara 2008 yılında toplam 717.850 kg krom cevheri satıp teslim ettiğini, davalıların bedelini ödemediklerini, davacının ticari ilişkiden doğan alacağının tahsili amacıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 100.000,00 TL üzerinden dava açtıklarını ileri sürerek, irsaliyeler ve malın depo girişleri de farklı olduğundan hangi davalıdan ne kadar alacakları olduğunun tespitini, satılan krom cevherinin bedelinin belirlenmesini, alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, alacak belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, davalılara tebliğ edilmiş fatura bulunmadığını, dava konusu malların davalılara veya yetkili temsilcilerine teslim edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece verilen davanın usulden reddi kararı, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin, 2013/17491 sas ve 2014/1332 karar sayılı, 16.01.2014 tarihli ilamı ile “Dava, mahkemenin de benimsediği üzere belirli alacak davası olup, HMK’nın 109’uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirli alacak davalarında kısmi dava açılamayacağından, bu konuda davacıya bir süre verilerek, davaya tam dava olarak devam edilmek üzere dava değeri açıklattırılarak ve harcı tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken herhangi bir süre verilmeden dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra, davacı vekili, davacının davalıya sattığı 717.850 kg krom cevheri bedeli olarak 425.000 TL’nin faiziyle birlikte her iki davalıdan müteselsilen tahsilini talep ve dava ettiğini açıklmıştır.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, taraf defterlerinin incelendiği, dava konusu mallara ait sadece sevk irsaliye ve fişleri bulunduğu, bunlarda ne mikrtarda krom cevheri bulunduğunun yazılı olmadığı, teslim alan imzası olarak cevheri taşıyan araçların şöförlerinin imzasının bulunduğu, satışa ilişkin faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi davalıya da tebliğ edilmediği, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olup sahibi aleyhine delil teşkil ettiği, ancak tarafların birbirini teyit eden defter kayıtlarına göre 101.598,00 TL tutarındaki dava dışı fatura dışında başka bir ticari alışveriş bulunmadığını, bu tutarın ödenmesine yönelik açılan davanın kabul edilerek kesinleştiği, davacının başkaca kayıtlı alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davacı tarafından dosyaya sunulan … imzalı belgenin daha sonradan düzenlenmiş olmasına ve ayrı ayrı irsaliyelerle ilgili teslim alınma olgusunu ispata elverişli bulunmamasına ve bila tarihli belgede şirketi temsile yetkili bulunduğuna ilişkin bir kayıt bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 23,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.