YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/600
KARAR NO : 2020/4490
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.09.2017 tarih ve 2016/423 E- 2017/500 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.12.2019 tarih ve 2018/1791 E- 2019/1288 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, nihai tüketicilere elektrik hizmetinin sunulması, satışı, tahakkuk, faturalandırma ve tahsilat gibi işlemleri yapmaya yetkili şirket olduğunu, müvekkilinin görevli tedarik şirketi niteliği nedeniyle faaliyetinin bir çok alanında EPDK’nın talimat ve emirleri doğrultusunda hareket etmek zorunda bulunduğunu, müvekkili şirketin görev ve yetkileri arasında tanımlanan elektrik satışı karşılığında fatura düzenlendiğini ve tüketicilere tebliğ edildiğini, davalının BDDK’dan izin alınmadan ve müvekkili şirketle bu çerçevede verilmiş lisansa sahip olmadan faaliyette bulunduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin men’ine ve haksız kazanç tutarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı tarafından bir yetki verilmemesine rağmen, kendi hesabından havale yapmak suretiyle davacı kuruma ait faturaları tüketicilerden aldığı ve bedeli karşılığında tahsil ederek haksız kazanç sağladığı, bu itibarla haksız rekabette bulunduğu, davacı kurumun yazısına göre davalının haksız olarak sağladığı kazancın tespitinin mümkün olmadığı ve davalının tüketiciden tahsilat bedelini alması nedeniyle kurum aleyhine haksız bir kazancın oluşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davacının haksız kazanç tutarının tespitine ilişkin talebinin reddine, davacının haksız rekabetin men’ine ilişkin talebinin kabulü ile davalının davacı kurum faturalarını tahsil etmekten men’ine ve davalının haksız rekabetinin men’ine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının davacı tarafından bir yetki verilmemesine rağmen, kendi hesabından havale yapmak suretiyle davacı kuruma ait faturaları, tüketicilerden bedeli karşılığında tahsil ederek haksız rekabette bulunduğu gibi, davacı tarafından sunulan ödeme belgelerinin, davalıdan sadır olmadığı veya davalı tarafından fatura tahsil edecek kurum olan davacıdan yetki aldığına dair bir savunmada da bulunulmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.