YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/934
KARAR NO : 2020/4932
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/05/2018 tarih ve 2016/426 E.- 2018/136 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 26/12/2019 tarih ve 2018/1800 E.- 2019/1335 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına Türk Patent nezdinde tescilli “NEF” esas unsurlu muhtelif sayılarda tanınmış markaların olduğunu, davalı marka başvurusu “JaNef” markasının müvekkilinin markaları ile bağlantılı, hatta seri marka olarak algılanacağını, “NEF” esas unsurlu muhtelif markaları ile davalı başvurusu “JaNef” ibaresinin “NEF” ibaresi ile türetilen markaların hususiyetle inşaat sektöründe müvekkilini işaret edeceğini, başvuruya yapılan itirazın nihai olarak YİDK’nın 11/10/2016 tarih 2016-M-9837 sayılı karar ile reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek YİDK’nın anılan kararının iptaline, davalı adına tescilli 2016/16677 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu marka kapsamında 26. sınıf ve 35. sınıf alt gruplarında yer alan emtia ve hizmetler yönünden markaların benzer oldukları, aynı/benzer alt grupları içerdikleri, ancak dava konusu markada yer alan 43. sınıf hizmetlerin davacıya ait markalardaki emtia ve hizmetlerle benzer olmadığı, söz konusu markalar arasında görsel olarak karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, tüketicinin her iki marka arasında anlamsal bir bağlantı kurma veya markaları anlamsal özelliklerine göre doğrudan ayrıştırma ihtimalinin bulunmadığı, her ne kadar davalı yan markasının kelime başlangıcında “Ja” kelimesi yer alsa da davacı yanın önceki tarihli markasını birebir içeren dava konusu markanın da davacı markalarının yeni bir serisi, versiyonu, ürünü gibi yorumlanmasına neden olabileceği, bu düzeydeki bir benzerliğin ise karıştırılma ihtimaline neden olabileceği, davacı yanın markalarının özellikle “inşaat ve gayrimenkul” sektörü yönünden tanınmış olduğu kabul edilmekle birlikte, davacı markasının, dava konusu “JaNef” markasının 43. sınıftaki hizmetler yönünden de tescil engeli oluşturmasına engel
olabilecek mahiyette bir tanınmışlığından bahsedilemeyeceği, kaldı ki bu yönde de dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, bu bağlamda 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi kapsamında davacı yan markasının “JaNef” markasının 43. sınıfta tesciline engel olamayacağı, başvuru konusu markanın, başvuru anı itibariyle kötüniyetli tescile konu edildiğini gösterir yeterli delilin dosyada mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, TPMK YİDK’nın 11/10/2016 tarih 2016-M-9837 sayılı kararının 26. sınıf tüm alt gruplar 35. sınıf tüm alt gruplar yönünden iptaline, YİDK iptaline ilişkin fazlaya dair talebin reddine, markanın anılan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı taraflardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11/11/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.