Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/10256 E. 2013/6733 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10256
KARAR NO : 2013/6733
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı …vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, davalı … şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, 25.05.2010 tarihinde müvekkillerinin kızı … ’a çarpması sonucunda onun ölümüne sebebiyet verdiğini belirterek 8.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 29.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacılar vekili tarafından verilen 13.03.2012 tarihli ıslah dilekçesinde, maddi tazminat istemi, yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmış ve sonuçta, davacı anne için 30.630,42 TL, davacı baba için 19.711,67 TL olmak üzere toplam 50.342,09 TL maddi tazminat istenmiştir.
Davalı … şirketi vekili ise, müvekkili tarafından 02.08.2010 tarihinde davacı anneye 12.869,24 TL, davacı babaya 9.593,75 TL olmak üzere toplam 22.462,98 TL tazminat ödendiğini, ödenen tazminatla davacıların tüm zararının karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; “…davanın kabulü ile davacı anne için 30.630,42 TL, davacı baba için 19.711,67 TL olmak üzere toplam 50.342,09 TL maddi tazminatın 8.000,00 TL lik bölümü için 29.04.2011 tarihinden itibaren, bakiye 42.342,09 TL için ise 02.08.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine…” karar verilmiştir. Karar, davalı …vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
BK.’nun 53. maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hâkimi, ceza hâkiminin belirlediği kusur oranı ve delil yetersizliğine davalı beraat kararı ile bağlı değil ise de; sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararının bu yönleriyle bağlıdır.
Somut olayda; mahkemece, kusur oranının ve tazminat miktarının belirlenmesi yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalı … şirketine sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu benimsenerek karar verilmiştir. Oysa ki, davalı … şirketine sigortalı araç sürücüsü hakkında, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme suçunu işlediği iddiası ile kamu davasınının açıldığı, Biga Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/349 esas sayılı dosyasında, sanık olarak yargılamasının halen devam ettiği, ceza davasında alınan bilirkişi raporlarının birbiri ile çeliştiği, kusur yönünden çelişkinin giderilmesi için dosyanın yeniden bilirkişi incelemesine gönderildiği ve böylece maddi vakıa ve kusur oranlarının henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, B.K.’nun 53. maddesi uyarınca, sanığın (davalı … şirketine sigortalı araç sürücüsünün) atılı suçu işleyip işlemediğinin tespiti, maddi vakıanın belirlenmesi yönünden, ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlayacağından, ceza davasının sonucu ve kesinleşmesi beklenerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Mahkemece, yargılama sırasında alınan 29.02.2012 tarihli tazminat bilirkişi raporunda, davalı … şirketi tarafından davacılara ödenen 22.462,98 TL destekten yoksun kalma tazminatının, güncelleme yapılmadan hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi sonucu belirlenen tazminata karar verilmiştir. Sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeyi, destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılmadan önce alan davacılar, hesap tarihine kadar geçen süre nedeni ile aldıkları paranın yasal faizi kadar kazanım elde etmişlerdir. Destekten yoksun kalma tazminatı bu hesaplamanın yapıldığı gündeki verilere göre hesaplanmalıdır. Dosyada, ibraname ve ödeme belgeleri de bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, öncelikle, davalı … şirketi nezdinde açılan dosya, ibraname, ödeme belgeleri getirtilmeli ve ödemenin yapıldığı tarih itibariyle zarar tesbit edilip,
ödemenin, KTK.nun 111/2 maddesi gereği yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi, yeterli olmadığının anlaşılması halinde zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacılara yapılan sigorta ödemesinin, ödeme günü ile destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi de hesaplanarak, ödeme tutarı ile birlikte, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından indirilmesi gerekir. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeyerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli değildir.
3-Davacıların farazi desteği Beyzanur, 6 yaşında hayatını kaybetmiştir. Dosya içinde bulunan öğrenci durum belgesinden, destek Beyzanur’un ilköğretim 1.sınıf öğrencisi olduğu ve ailesi ile birlikte Biga’da yaşadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, hükme esas alınan 29.02.2012 tarihli tazminat bilirkişi raporunda, kaza sonucu 6 yaşında vefat eden Beyzanur’un, ailesi ile birlikte kırsal bölgede yaşamasına ve kız çocuğu olmasına göre, 15 yaşının bitimiyle anne ve babasına destek olmaya başlayacağı kabul edilmiş, yetiştirme giderleri 15 yaşının bitimine kadar hesaplanmış, bu yaşa göre belirlenen bakım ve yetiştirme giderleri de sadece babanın destekten yoksun kalma zararından indirilmiştir. Oysa ki; yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, desteğin çocuk olması halinde 18 yaşın desteğin başlayacağı yaş olarak kabulü, 18 yaşına kadar hesaplanacak bakım ve yetiştirme giderlerinin de anne ve babanın destek tazminatından 1/2 oranında indirilmesi gerekirken, 6 yaşında ölen küçük Beyzanur’un 15 yaşında anne ve babasına destek olmaya başlayacağı ve bu yaştan itibaren anne ve babanın yetiştirme giderinin olmayacağını kabul ederek ve belirlenen bakım ve yetiştirme giderinin de sadece babanın zararından indirilmesi şeklinde hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması da isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda,(1),(2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 9.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.