Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/4619 E. 2020/3641 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4619
KARAR NO : 2020/3641
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.06.2016 tarih ve 2014/656-2016/447 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, icra dosyasına konu edilen senetlerin tarafından sadır olmadığını, kendisi tarafından imzalanmadığını, ödeme emrine yasal süresi içerisinde İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/936 Esas sayılı dosyası ile imzaya, borca ve takibe itiraz edilerek dava ikame edildiğini, bu davanın usulden reddedildiğini ileri sürerek senetlerin tarafından imzalanmadığının tespiti ile bu senetler yönünden menfi tespit sureti ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacaklı olduğu Aksoy Personel ve Öğrenci Taşımacılığı Tic. Ltd. Şti, firmasının teminatı olan davacının keşidecisi olduğu bonolarla ilgili olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalının amacının alacağını tahsil etme gayesi olduğunu ve kesinlikle bir kötüniyet bulunmadığını savunarak davanın reddini, haksız itiraz nedeniyle %20’dan az olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, imza örnekleri toplandıktan sonra dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu’nun imzaların …’in eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediği sonucuna ulaştığı, takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu çekteki imzaların borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olduğundan bu iddiayı ispat külfetinin de alacaklıya ait olduğu, HGK’nun, 26.04.2006 12-259/231 sayılı kararı gereğince Adli Tıp Kurumu raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanmasının zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe konulan 17.07.2012 ve 17.08.2012 tarihli 7.500.-TL tutarlı iki adet senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet kanıtlanamadığından bu talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, sahtecilik iddiasına dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı davaya konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş, mahkemece imza incelemesine ilişkin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan rapor talep edilmiş ve bu rapor hükme esas alınmıştır. Ancak hükme esas alınan raporda, davacının bononun tanzim tarihinden önceki tarihli samimi imzalarını içeren mukayese konusu belge asılları olmadığı gibi raporda da mahkemece gönderilen belge asıllarının incelenmesi sonucunda imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda yeterli kanaate varılamadığı belirtilmiş olup, söz konusu rapor bu yönden kesin kanaati içermemektedir.
Mahkemece yapılacak iş, bonoların tanzim tarihinden önceki ve sonraki tarihli davacının samimi imzalarının bulunduğu belge asıllarının ilgili kurumlardan getirtilerek yeniden grafoloji konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu tarafından imza incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz, kesin kanaat içermeyen bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.