YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5413
KARAR NO : 2020/3580
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.07.2019 tarih ve 2018/171-2019/306 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından bestelenen Yanında Ben Varım, Dört Mevsim, Bir Erotik Şiir Üzerine Melodram, Pınar’ıma Şarkı, Hasret, Akşam Erken İner Mahpushaneye, Bebemize Ninniler, İlk Şarkılardan Seçmeler/Aşkın Elinden Aşk-I İlan, Bu Kekre Dünyada, Su’da adlı eserlerin mali haklarının 1.1.1995 tarihli yazılı devir beyanı uyarınca müvekkiline devredildiğini, bu sözleşme uyarınca hak sahibi olan müvekkilinin yazılı izni olmaksızın devredilen eserlerin çoğaltılması dağıtım ve temsilinin hukuka aykırı olduğunu, davalının devir sözleşmesine aykırı olarak müvekkilinin muvafakatini almaksızın dava konusu eserleri albümlerde kullanmaya devam ettiğini, ileri sürerek müvekkilinin mali haklarına yapılan tecavüzün men’ine ve ref’ine fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla FSEK 68. maddesi uyarınca 500,00 TL mali hak bedelinin üç katı olan 1.500,00 TL ile 1,00 TL manevi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından sunulan belgenin 5846 sayılı Yasa’nın 52. maddesi uyarınca mali hakların devrine dair geçerli bir sözleşme olmadığını, zira söz konusu belgede hangi albümün, hangi eserin, hangi mali hakların devredildiğinin açıklanmadığını, böyle bir belgenin geçerli sayılması halinde dahi müvekkilince davacıya cayma bildiriminde bulunulduğunu, davacının yasal 4 haftalık süre zarfında caymaya itiraz davası açmadığını, müvekkilince dava konusu eserlerin kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, her ne kadar dava konusu yapılan ve davalı tarafından bestelenen müzik eserlerinin nota ve sözlerinin yer aldığı nota albümünün kapağına eser sahibi davalı tarafından “Bu albümdeki bütün şarkıların yasal hakları 1.1.1995 tarihinde …’e devredilmiştir. Sahibinin izni olmadan bu eserlerin basımı, yayını, kaydı ve seslendirilmesi yasaktır.” yazılarak altı imzalanmış ve söz konusu yazılı belgenin bozma ilamında da belirtildiği üzere 5846 sayılı Yasa’nın 52. maddesine uygun bir mali hak devir sözleşmesi olduğu kabulü gerek ise de; bilirkişi raporunu hazırlayan heyette yer alan sektör bilirkişisi tarafından, sektörel uygulamada eseri meydana getirenin eser üzerindeki mali haklarını devretmesinin bir daha bu eserler üzerinde hiçbir hakka sahip olmayacağı veya o eserleri konserlerinde veya albümlerinde kullanamayacağı anlamına gelmeyeceğinin, somut olayda, davalının söz konusu eserleri albümlerimde veya konserlerimde kullanmayacağım şeklinde bir taahhüdünün de olmadığının, eser sahibinin eserini konserlerinde icra edebilmek veya albümlerinde kullanabilmesi için izin alması şeklinde bir sektörel işleyiş olmadığının mütala edildiği, sektör uygulamasından ziyade taraflar arasındaki mali hal devrine ilişkin sözleşmenin uyuşmazlıkta dikkate alınmasının gerektiğinin kabulü halinde dahi davalı tarafından imzalanan beyan irdelendiğinde esasen bu eserlerin 3. bir kişi tarafından basımı, yayını, kaydı ve seslendirilmesi halinde davacının hak sahipliğinin ileri sürülmesi gerektiği, eserlerin davalı tarafından kullanımını kısıtlayan herhangi bir ibarenin bulunmadığı, şu hale göre, davalı kullanımlarının gerek devir sözleşmesi gerek sektör uygulamaları dikkate alındığında davacının mali haklarına tecavüz olarak değerlendirilemeyeceği, ref talebi yönünden yine devre ilişkin imzalı beyan içeriği de dikkate alındığında eser sahibinin kullanımlarının ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, aksi kabulün izah olunduğu üzere sektör uygulamaları ve sözleşme içeriği ile bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davaya konu eserlerin sahibi olan …’ın devir olarak nitelendirilen beyanının basit ruhsat etkisinde olduğu nazara alındığında mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.