YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/104
KARAR NO : 2020/3810
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.11.2017 tarih ve 2015/397 E- 2017/359 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.09.2019 tarih ve 2018/1351 E- 2019/845 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı kurum vekili ve birleşen davada davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davalarda; davalı şirket adına başvurusu yapılan 2013/32922 sayılı “ALİVE FOREVER” ibareli markanın, müvekkiline ait olup 2008’den beri kesintisiz olarak kullanılan ve bilinirlik kazandırılan “ALİFE” ibareli marka ve logo ile “A” ibareli diğer markalara benzediğini, müvekkili markaları ile iltibas yaratacak mahiyetteki bu başvurunun ilanına müvekkili tarafından yapılan itirazın, davalı kurum tarafından YİDK kararıyla reddedildiğini, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, anılan ibareyi görecek tüketicinin zihninde müvekkili şirketin “ALİFE” markasının canlanacağını ve logo bakımından da müvekkili şirkete ait diğer markaların ve hizmet sağlayıcıların aynı olarak algılanacağını, anılan logonun müvekkilinin “ACIBADEM” markasını temsil eden önemli ve müvekkili ile özdeşleşmiş bir marka olduğunu, davalının hem “ALİFE” markasının neredeyse aynısını hem de logoyu kullanmasının kötüniyet göstergesi olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2015-M-6818 sayılı kararının iptalini, davalı şirketin marka başvurusunun reddini istemiştir.
Davalı kurum vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı şirket vekili; davacının markalarını 2008 yılında tescil ettirmiş olmasına rağmen “ALIFE” ibareli markasını bugüne kadar hiç kullanmadığını, markalar arasında farklılıkların bulunduğunu, müvekkiline ait “ALİVE FOREVER” markasındaki “ALİVE” kelimesinin “canlı, diri” anlamında kullanıldığını, davacıya ait “ALİFE” kelimesinin ise “hayat” anlamına geldiğini, markaların tüketici nezdinde iltibasa yol açmasının mümkün olmayacağını, emtialar arasında da benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 2013/32922 sayılı davalı başvurusunun, 2008/63535, 2006/51770 ve 2007/17021 sayılı davacı markaları ile benzer olduğu, başvurunun kapsadığı 09 ve 35. sınıflar itibariyle mal ve hizmet listelerinin aynı tür ve doğrudan ilişkili bulunduğu, taraf markaları arasında bu mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’nın 2015-M-6818 sayılı kararının iptaline, 2013/32922 sayılı “ɅLİVE FOREVER+Ʌ” ibareli markanın tescilli olduğu 09 ve 35. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı kurum vekili ve birleşen davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nce, tüm dosya kapsamına göre; davalı kurum vekili ve birleşen davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas bakımından kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı kurum vekili ve birleşen davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı kurum vekili ve birleşen davada davalı şirket vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 34,40 TL harcın temyiz eden asıl davada davalı kurum ve birleşen davada davalı şirket’e iadesine,
05.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.