Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/25466 E. 2020/13032 K. 22.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25466
KARAR NO : 2020/13032
KARAR TARİHİ : 22.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 15/11/2007-16/04/2013 tarihleri arası davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın işverence feshedildiğini beyanla kıdem tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil, ücret, fazla mesai ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Genel olarak “fesih hakkı,” karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı sebeple iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin süreli fesih bildiriminin kanuni düzenlemesi ise aynı Kanun’un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında kanunda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin haklı bir sebebe dayanmadan ve bildirim süresi tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir.
Somut olayda davacı işçi, iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ancak işyerinde işlemlerin aksamaması, diğer personelin zarar görmemesi ve istifa dilekçesi verdiği takdirde işçilik alacaklarının ödeneceği vaadedilmesi sonrası istifa dilekçesi imzaladığını ancak işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürmüş, davalı işveren davacının istifa ettiğini savunmuştur. Mahkemece davacı işçinin iradesinin, işverence tazminatlarının derhal ödeneceği vaadi ile sakatladığı kabul edilerek kıdem tazminatına hükmedildiği anlaşılmaktadır.
İstifa dilekçesindeki imzanın davacıya ait olduğu hususu tartışmasızdır. Davacı dava dilekçesinde ve 09/12/2015 tarihli dilekçesinde iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ileri sürdükten sonra mübrez istifa dilekçesinin iradesi fesada uğratılarak alındığını ifade ettiği, buna karşın dosya kapsamında dinlenen davacı tanığı Şenol B’nin ise davacının işyerinde dava dışı Tuncay isimli kişi ile bir takım sıkıntılar yaşadığını ancak sıkıntıların ne olduğunu bilmediğini beyan ettiği anlaşılmış olup tüm dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre söz konusu istifa dilekçesinin davacının iradesi fesada uğratılarak düzenlendiğini gösteren hiçbir somut bilgi ve delil bulunmaması gözetilerek iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı bir neden olmadan feshedildiğinin anlaşılmasına göre kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.