YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21
KARAR NO : 2012/5823
KARAR TARİHİ : 26.03.2012
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelen sigortalıya yapılan yardımların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesi olup, davalıların rücu alacağından sorumluluğu, ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Bu maddeye dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle, iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.
Bilindiği üzere, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların beden ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
Davaya konu somut olayda, sigortalı, davalı …’ın kullandığı araçla arıza mahalline seyir halinde iken, davalı …’in sevk ve idaresindeki iş makinesi ile sigortalının bindiği araca çarpması sonucu, sigortalı yaralanmıştır.
Mahkemece, …’ın 5/8, …’ın 2/8, sigortalının ise 1/8 oranında kusurlu bulunduğu ceza mahkemesindeki kusur raporu esas alınarak hüküm
kurulmuş ise de, anılan raporda işverenin kusuru irdelenmediği gibi, sigortalı tarafından açılan tazminat davasında …’ın %35, …’ın %15, …’ın %15, işveren …%20 sigortalının %15 kusurlu bulunması karşısında, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesi için İşçi sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatı ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden, mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek biçimde rapor alınıp irdelenmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2-Kabule göre de; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. maddesi uyarınca; “Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez”. Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde, açıkça, 3346,39 TL. talep etmesi karşısında, mahkemece, talep aşılarak toplam, 3436,71 TL.’nın davalılardan tahsiline karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, tarafların vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.