Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/24267 E. 2020/10633 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/24267
KARAR NO : 2020/10633
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait beton santralinde 02.04.2012 tarihinde mikser operatörü olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 28.02.2014 tarihinde sona erdirildiğini, işten çıkartıldığı tarihte davacının en son aylık net 2.300,00 TL ücret aldığını, davalının hiçbir neden göstermeksizin davacının işine son verdiğini, sebebini sorduğunda ise kendisine ihtiyaç olmadığını belirttiğini, davacıya tazminatlarının bankaya yatırılacağı söylenerek içeriğini bilmediği evrakların imzalatıldığını, davacının uzun bir süre tazminatlarının ödenmesini beklediğini ancak hiçbir ödeme yapılmadığını, fesihte ihbar öneline riayet edilmediğini, davalı işyerinde haftanın yedi günü 06.30-23.30 ila 24.00 saatleri arasında çalışıldığını, haftanın yedi günü çalışan davacıya hafta tatili kullandırılmadığını, davalı işyerinde dini bayramlar dışında kalan genel tatil günlerinde çalışma yapıldığını, yıllık izinlerin kullandırılmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkili işyerinde 02.04.2012 – 28.02.2014 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, işten haksız olarak çıkartılma gibi bir durumunun söz konusu olmadığını, davacının işten ayrıldıktan sonra işyerine gelerek ibraname hazırladığını ve imzaladığını, müvekkili şirketi ibra ettiğini, davacının net 785,00 TL ücret aldığını, işyerinde elden maaş ödemesi yapılmadığını, iş sözleşmesini kendisi sona erdiren davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını, işyerinde hafta içi beş gün 08.30-18.00 saatleri arasında, cumartesi günleri ise yarım gün çalışma yapıldığını, haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğunu, hafta tatilinde çalışma yapılmadığını, dini, milli bayram ve resmi tatil günlerinde çalışma olmadığını, genel tatil günlerinde çalışma yapılması veya fazla mesai yapılması halinde ücretlerinin ödendiğini, sürekli fazla mesai yapılmadığını,yıllık izinlerin kullandırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Gerekçe – hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün, 1991/7 Esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut olayda; gerekçeli kararda davacının çalışma süresi, ücreti ve fesih gerekçesi olarak belirtilen hususların davacının iddiası, bilirkişi raporundaki tespitler ve dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Ulusal bayram ve genel tatil alacağına ilişkin gerekçe dosya içeriği ile uyumlu değildir. Diğer yandan, gerekçede davacının ayda dört saat fazla mesai yaptığı belirtilmesine rağmen bilirkişi raporunda haftalık 39 saat üzerinden hesaplanan fazla mesai alacağı miktarı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca gerekçede fazla mesai alacağından %35 takdiri indirim yapıldığı belirtilmesine rağmen hüküm kısmında takdiri indirimin %50 olarak dikkate alınması, keza gerekçede yıllık izin ve hafta tatili alacaklarının bulunmadığı ve bu taleplerin reddine karar verildiği belirtilmesine rağmen yıllık izin ve hafta tatili alacaklarının hüküm altına alınması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 06.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.