YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2470
KARAR NO : 2020/3892
KARAR TARİHİ : 07.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kırıkkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2018 tarih ve 2017/840 E.- 2018/101 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne ve buna göre yeniden hüküm kurulmasına dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.07.2018 tarih ve 2018/1123 E.- 2018/1114 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından dava dışı … hakkında başlatılan icra takibinde davacıya maaş haczi müzekkeresi ve haciz ihbarnamesi gönderildiğini ancak haciz ihbarnamelerine karşı itiraz süreleri kaçırılarak itiraz ve dava yoluna gidemediğini, dava dışı …’ın davacı şirketten 03.10.2016 tarihinde işten çıkartıldığını ve çıkışının SGK’ya bildirildiğini, davalının ise borçlu hakkında 01.11.2016 tarihinde icra takibi başlattığını bu tarihte dava dışı borçlunun davacıdan hiç bir ücret ve alacağının bulunmadığını, davalı vekilinin icra dosyasında sorgulama yaptığında dava dışı borçlunun davacı şirket bünyesinde çalışmadığını görebildiğini buna rağmen yasal olmayan ve kötüniyetle davacıya haciz ihbarnameleri gönderdiğini belirterek icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya icra dosyasından gönderilen İİK’nın 89/1, 2, 3. haciz ihbarnamelerine itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, davacının kanunda öngörülen sürede dava açmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, İİK’nın 89/3. maddede öngörülen yasal hak düşürücü süre içinde dava açılmadığından davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davanın İİK’nın 89/3. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davası olmadığı, davacı tarafca haciz ihbarnamelerine karşı itirazda bulunulmayıp dava da açılmadığı için zimmetinde sayılan borç nedeni ile İİK’nın 72. maddesine göre açıldığı, davanın İİK’nın 72. maddesine göre bakılıp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle kararı kaldırarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkmesine geri gönderilmesine karar verilmiş,
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, icra dosyasında davacıya gönderilen haciz ihbarnamesinin dava dışı borçlu …’ın davacıdan olan maaş alacaklarına ilişkin olduğu bu durumda SGK hizmet dökümüne göre takip tarihi ve haciz ihbarnamelerinin gönderildiği tarih itibariyle dava dışı borçlunun davacının işyerinde çalışmadığı buna rağmen davalı alacaklı vekili tarafından takip ve haciz ihbarname tarihi itibariyle SGK ekranından kontrol edebilecek ve bilebilecek durumda olduğu halde davacı taraf haciz ihbarnameleri gönderilmekle kötüniyetli hareket edildiği, davacının ticari defter kayıtlarında da dava dışı borçlu …’ın alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İİK’nın 89/5, c.2. maddesindeki geri verme davasının öncüsü olan ve aynı kanunun 72. maddesi hükümlerine tabî olan işbu menfi tespit davasında; davacı üçüncü kişinin, takip borçlusuna borçlu olmadığının yanı sıra, takip alacaklısının, kendisinin takip borçlusuna borçlu olmadığını bildiği halde, kötü niyetle, onu hataya (yanılmaya) veya hile ile aldatmaya düşürerek, borcun kendisinin zimmetinde sayılmasını sağlamış olduğunu da ispat etmesi gerektiği, davacıya, haciz ihbarnameleri gönderilmesinde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davacının, borçlunun kendisine borçlu olmadığını bildiği halde, davacıya haciz ihbarnameleri göndermek suretiyle davalının kötüniyetle hareket ettiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kaldırılarak davanın reddine ve davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın muhakeme hukukuna uygun olmasına ve özellikle kötüniyet tazminatına ilişkin davacının temyiz talebi bulunmadığından temyiz konusu yapılmayan hususların bozma sebebi yapılamayacak olmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 2018/1123 Esas ve 2018/1114 Karar sayılı 19.07.2018 tarihli kararın ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.