Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2396 E. 2020/3843 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2396
KARAR NO : 2020/3843
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.07.2017 tarih ve 2016/681 E-2017/604 K. sayılı kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.05.2018 tarih ve 2017/2062 E-2018/781 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 04.09.2013 tanzim, 15.01.2014 vade tarihli 80.000.-TL bedelli bonoya istinaden davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında herhangi bir nakit alışveriş olmadığını, davacının okuma yazma bilmediğini, davaya konu bononun H.M.K.’nın 206. maddesi uyarınca gerekli yasal koşulları taşımadığını ileri sürerek, davacının söz konusu icra takibi ve bono nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davaya konu senet üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunu, diğer keşidecinin de davacının kızı olduğunu, davacının kendi eliyle imzalayarak verdiği senedi kabul etmediğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davacının kızı ile birlikte senedi imzaladığını, senede karşı yalnız senetle borcu olmadığını ispat edebilecekken, okuma yazma bilmediği iddiası ile açılan davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, bononun düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte olan 6100 Sayılı H.M.K.’nın 206. maddesi uyarınca, imza atamayanların mühür ya da bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemlerin senet niteliği taşıyabilmesi için noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulması gerektiği, davacının daha önceki işlemlerinde parmak izi ve mühür kullandığının anlaşıldığı, takibe konu bononun incelenmesinde, H.M.K.’nın 206. maddesindeki şekil şartına uyulmaksızın düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2014/10885 esas sayılı dosyasına konu 04.09.2013 keşide, 15.01.2014 vade tarihli 80.000.-TL bedelli bonodan dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı vekilince, gerek 6100 sayılı H.M.K.’nın 206. maddesi, gerekse H.U.M.K. hükümleri gereğince, okuma yazma bilmeyen kişilerin bono düzenlemesinin mümkün olmadığı ileri sürülerek menfi tespit talebinde bulunulduğu, davaya konu bononun davacıdan hile ile alındığını ya da hataen düzenlendiğini ileri sürmediği, bononun keşide tarihi 2013 yılı olduğundan, uyuşmazlıkta, 6100 Sayılı H.M.K.’nın 206. maddesi ve 6102 sayılı T.T.K.’nın kıymetli evraka ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6100 sayılı H.M.K’nın 206/1 maddesi kapsamında imza atamayanların mühür ya da alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle belge düzenlemesinden bahsettiği ve söz konusu belgelerin senet niteliği taşıyabilmesi için noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulması şartı getirildiği, somut olayda davacının, davaya konu bonoya imza attığı, hata ya da hile olgusuna değinilmediği, bononun anılan yasa hükmü kapsamında geçersizliği olgusuna dayanıldığı, kural olarak bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması halinde, kambiyo senedi düzenlemesine engel olmayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı … yönünden davacının davasının reddine, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasına karar verildiğinden, davalı … yararına tazminata hükmedilmesine, davalı asil … ilk derece mahkemesine hitaben vermiş olduğu 20.04.2018 havale tarihli dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat ettiğini bildirdiğinden davalı …’ın istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur. Dosya Dairemize temyiz incelemesi için gönderildikten sonra, 3. şahıs … vekili, davalılardan …’ın dosya alacağını 16.06.2017 tarihinde 3. şahıs …’a noterden temlik etmesine rağmen, temlikten sonra taraf sıfatı kalmadığı halde icra dosyasından feragat ederek, ardından da istinaf mahkemesine, istinaf isteminden feragat ettiğini bildirdiğini, istinaftan feragat yetkisinin davalı …’da değil, alacağı temlik alan …’da olmasından dolayı istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
1-3. şahıs …’ın davada taraf sıfatı bulunmadığından, 3. şahıs … vekilinin temyiz isteminin reddine,
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
3-İ.İ.K.’nun 72/4 maddesi uyarınca, davanın alacaklı lehine sonuçlanması halinde tazminata hükmedilmesi için verilen tedbirin uygulanması gerekir. Somut olayda, mahkemece, ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmakla birlikte bu kararın uygulanmadığı anlaşılmakla, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı H.M.K.’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı H.U.M.K.’nın 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince BAM kararının hüküm fıkrasının “b-Asıl alacağın %20’si olan 17.443,83 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine,” şeklindeki 2. maddesinin (b) fıkrasının tamamının hükümden çıkartılarak, hükmün düzeltilmiş şekliyle onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle 3. şahıs … vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının “b-Asıl alacağın %20’si olan 17.443,83 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine,” şeklindeki 2. maddesinin (b) fıkrasının tamamı hükümden çıkartılarak, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine ve karardan bir örneğin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.