YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6754
KARAR NO : 2020/6752
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, tarafların boşandığını ve davalının müvekkiline ait dairede haklı nedene dayanmaksızın oturduğunu, davalıya taşınmazı boşaltması için ihtarname gönderildiğini, davalının ise ihtarnameye verdiği cevapta evden çıkmayacağını belirttiğini ileri sürerek, elatmasının önlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında katkı payı alacağı davası derdest olduğundan ve dava konusu taşınmaza ilişkin müvekkilinin hakkı ödenmediğinden, müvekkilinin hapis hakkına dayalı kullanma hakkı bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza yönelik elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece yüze karşı verilen kısa kararda, “davalının elatmasının önlenmesine” karar verilmiş; ancak gerekçeli kararda bundan ayrı olarak “davalı tarafın hapis hakkı tanınmasına yönelik talebinin reddine” de karar verilmekle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
TC. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı; yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. HMK’nin 298/2. maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve Mahkeme kararına da güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma nedeni olacağı içtihat edilmiş bulunmasına göre, Mahkemece yapılacak iş; bozmadan sonra kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de, HMK’nin 245. maddesine göre, tanıklara verilen disiplin cezasına karşı itirazların Yerel Mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğinden, temyizde inceleme konusu yapılmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verdi.