YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5381
KARAR NO : 2020/3152
KARAR TARİHİ : 24.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/05/2018 tarih ve 2017/322 E- 2018/218 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 16/05/2019 tarih ve 2018/1193 E- 2019/584 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 14.03.2016 tarihinde “BİLGES” ibareli 9, 35 ve 37. sınıf ürün ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2016/22775 kod numarası verilen başvurunun Resmî Marka Bülteni’nde yayımlandığını, bunun üzerine davalının “biges+şekil” ibareli 9, 11, 37, 38, 41 ve 42. sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2016/21197 ve “BiGes+şekil” ibareli 9, 37, 38 ve 42.sınıf ürün ve hizmetleri içeren 2003/8429 sayılı markalarına dayanarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazın Markalar Dairesi tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvurunun 9 ve 37.sınıf ürün ve hizmetler için kısmen reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin ret kararının kaldırılması istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazı inceleyen YİDK’nın 2017/M-5647 sayılı kararıyla itirazı reddettiğini, kararın haksız olduğunu, hukuka uygun bulunmadığını, görsel, sescil ve anlamsal olarak bıraktıkları umumi intiba olarak başvuru konusu işaret ve redde mesnet markaların tamamen farklı olduğunu, başvuru konusu işaret ile davalının itiraza mesnet markalarının iltibasa neden olacak derecede benzer olmadığını ve karıştırılmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve başvurunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, anlamsal ve sescil olarak başvuru konusu “BİLGES” ibareli işaret ile davalının “biges+şekil” ve “BiGes+şekil” ibareli markaların bıraktığı genel izlenimin aynı olduğunu, markalar ile başvuru konusu işaret arasındaki diğer farklı unsurlar bulunmasının farklı bir etki doğurmadığını, zira asıl ve ayırt edici unsurlarının görsel ve sescil olarak çok yakın olduklarını, farklılıkların markalar arasında yeterince ayırt edicilik sağlamadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, redde mesnet alınan markaların “biges+şekil” ve “BiGes+şekil” ibare ve biçimli olduğu, bu markaların asıl ve ayırt edici unsurunun “biges+şekil” ve “BiGes+şekil” ibaresinden oluştuğu, kapsamındaki 9 ve 37.sınıf hizmetler için somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfının olduğu, davacının başvurusunun da “BİLGES” ibareli olduğu, işarette asıl ve ayırt edici unsurun “BİLGES” ibaresi tarafından temsil olunduğu, redde mesnet markalar ile başvuru konusu işareti aynı veya benzer sescil ve görsel etkiyi bıraktıkları, diğer unsurların yeterli ayırt edicilik sağlamadığı, gerek biçimleri, gerekse sescil olarak bıraktıkları etkinin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, bütünsel olarak bıraktıkları izlenimin bu marka ve işaretlerin birbirleriyle ilintili oldukları yönünde kanaat oluştuğu, anılan ürün ve hizmetlerle ilgili satın alma veya yararlanma süresi içerisinde davalının “biges+şekil” ve “BiGes+şekil” ibareli markalarıyla sunulan 9 ve 37.sınıf ürün ve hizmetleri satın almak veya yararlanmak isterken davacının “BİLGES” işaretiyle sunulan 9 ve 37.sınıf ürün ve hizmetleri satın alma yönünde tercihte bulunabilecekleri, redde mesnet markaların kullanılmamış olmasının itiraza mesnet gösterilmesine engel olmayacağı, zira kullanmamının korumanın şartı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.