Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4798 E. 2020/3736 K. 01.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4798
KARAR NO : 2020/3736
KARAR TARİHİ : 01.10.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.07.2019 tarih ve 2018/295-2019/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Ticari Kredi Uygulamalarına İlişkin Genel Kredi Sözleşmesi ve 24.07.2013 ve 06.02.2013 tarihli iki ayrı Nakit Blokaj Mevduat Rehin Sözleşmesi ile davalı bankadan kredi kullandığını, GKS’nin 28.12.2012 tarihinde yenilendiğini, banka tarafından kullandırılan işlek kredinin istendiği zaman geri ödenerek ve 3’er aylık dönemler halinde faizlendirildiğini, davacının 22.01.2014 tarihinde hesabın kapatılmasını istediğini, 27.01.2012 tarihinde bankadan gelen mail ile ekstreleri incelediğinde bilgisi dışında ikinci bir hesap açıldığını ve 22.07.2013 tarihinden itibaren yükselen oranlarda faiz uygulandığını, ayrıca daha önce kendisinden komisyon ücreti alınmadığı halde 2.505.- TL komisyon bedeli alınmış olduğunu, mevduat hesabına %8,90 oranında faiz uygulanırken bu oranın yine bilgisi dışında %4,5’a düşürüldüğünü fark ettiğini, bankaya sözlü ve yazılı olarak bildirimde bulundu ise de sonuç alamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalı bankaca tahsil edilen faiz+BSMV+komisyon olmak üzere 6.511.- TL ile faiz oranının düşürülmesi nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen 1.525.- TL bedel ve 124 TL noter masrafının faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, %20 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 30.09.2013-31.12.2013 ve 31.03.2014 tarihli ticari kredi hesap özetlerinin davacıya kurye ile gönderildiğini, 2013 yılı piyasa koşulları dikkate alınarak azami faiz oranlarını aşmayacak şekilde faizlendirme yapıldığını, davacı hesabına işletilen faiz oranlarının ve alınan komisyon bedelinin sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki kredi ve mevduat sözleşmelerinin dosya içine alındığı, bilirkişi raporuyla 1.255,03-TL vadeli mevduat hesabından eksik tahakkuk ettirilen faiz miktarı, 7.318,50-TL borçlu cari hesap kredisinden fazla tahsil edilen faiz tutarı, 784,12-TL iade edilmesi gereken komisyon tutarı olmak üzere toplam 9.357,65-TL davacı alacağının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.261,21 TL alacak ile 124 TL noter gideri olmak üzere toplam 9.385,21 TL bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın 9.261,21 TL’lik kısmına 28.03.2014 tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi, 124 TL’lik kısmına ise 28.03.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kullanılan ticari krediye yüksek oranda faiz uygulanması, kredi nedeniyle komisyon alınması ve vadeli mevduat hesabına düşük oranda faiz uygulanması nedenlerine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, kendisine kullandırılan krediye dayalı olarak davalı bankaca “5.545.- TL faiz” ve “285 TL BSMV” fazla tahsilat yapıldığını ileri sürmüş, 27.03.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle bu kaleme ilişkin talebini 6.952,09 TL’ye yükseltmiştir. İlk derece mahkemesince daha önce 08/02/2016 tarihli karar ile bu talep yönünden 6.952,09 TL üzerinden verilen kabul kararı davacı vekilince temyiz edilmediğinden bu miktar üzerinden davalı yararına usuli müktesep hak doğduğu gibi Dairemizin 07.08.2018 tarih 2016/13091-2018/1781 sayılı bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporu ve bu rapora dayalı olarak HMK’nın 176/2. maddesi hükmü hilafına sunulan 03.05.2019 tarihli ikinci ıslah dilekçesinde belirtilen miktar benimsenmek suretiyle hüküm kurulması yasaya aykırı olmakla, bu kalem alacağa yönelik yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.