Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4990 E. 2020/2736 K. 10.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4990
KARAR NO : 2020/2736
KARAR TARİHİ : 10.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/03/2019 tarih ve 2015/517 E- 2019/134 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 13/09/2019 tarih ve 2019/945 E- 2019/1087 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 9357 ve 9364 seri numaralı çeklere istinaden davalı borçlu aleyhine icra takibi yaptığını, davalının itirazı üzerine İcra Hukuk Mahkemesince takibin iptaline ve müvekkili aleyhine %20 kötüniyet tazminatına ve %10 para cezasına hükmolunduğunu, ancak davalının çekler nedeniyle borçlu olduğunu ileri sürerek müvekkilinin çek bedelleri toplamı olan 93.751 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktarın tahsiline, icra mahkemesince müvekkili aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatı ve %10 para cezasının kaldırılmasına, alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının çeklerin tahsili için Trabzon İcra Dairesinin 2014/14214 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla davalı aleyhine takip yaptığı, davalı borçlunun imza itirazında bulunduğu, Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/757 Esas sayılı kararı ile itirazın kabulüne karar verildiği, bu kararının işbu dava açılmadan evvel temyiz edildiği, temyiz neticesinde kararın bozulduğu, bozma sonrası Trabzon İcra Hukuk Mahkemesince 2016/438 Esas sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kararın bu hali ile bu kez onandığı ve 16/07/2018 tarihinde kesinleştiği, bu halde dava tarihinde henüz iptal kararı kesinleşmemiş olan icra takibi bulunduğu, bu durumda da davacı alacaklının aynı çekler nedeniyle alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, zira işbu davada verilecek kararın da aynı şekilde takip yapılması gerektiği, yine davacının kötüniyet tazminatı ve %10 oranındaki para cezasının ve tüm ferilerinin kaldırılması yönündeki talebinin İİK 40. maddesinin “….Bir ilâm hükmü Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur.” hükmüne haiz olduğu ve takip borçlusu tarafından açılan davada hükmedilen tazminat kararının Yargıtay 12. Hukuk Dairesince bozulduğu, bu durumda davacı takip borçlusunun, takip alacaklısı davalı tarafından tazminata yönelik olarak başlatılan icra takibinde anılan yasa maddesi gereğince icra dairesinden talepte bulunarak, icranın eski haline iadesini isteyebileceği, bir başka deyişle tazminata ilişkin talebi iptal ettirebileceği, o halde, davacının bu talep yönünden de bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın HMK 114/1-h maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin icra mahkemesince müvekkili aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatı ve %10 para cezasının kaldırılmasına yönelik istemine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin çek bedellerinin tahsili ve kötüniyet tazminatı istemlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince; ilk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile işbu istemler bakımından da hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça yapılan istinaf istemi de aynı gerekçe ile esastan reddedilmiştir. Ancak, davacı tarafça çeklerin tahsili için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yoluyla takibe geçilmiş ve takip kesinleşmiş olsa dahi davacının, çekler nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ederek bu alacağının ilama bağlanmasında işbu dava sonucunda alınacak hükme maddi hukuk açısından tanınan sonuçlar nedeniyle davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Aynı şekilde davacı tarafın, davalının takibe kötüniyetle itiraz ettiğinden bahisle kötüniyet tazminatı istemekte hukuki yararının bulunduğunun kabulü ile işin esasına girilerek, taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir .
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bente açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.