Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4721 E. 2020/3277 K. 29.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4721
KARAR NO : 2020/3277
KARAR TARİHİ : 29.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/11/2016 tarih ve 2015/349 E- 2016/378 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 13/09/2019 tarih ve 2018/1383 E- 2019/858 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “MİTRE” ve MİTREBOND” ibareli, markaların sahibi olduğunu, davalının 07.10.2013 tarihinde 2013/83240 numaralı “mitbond” ibareli, marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvuruya kötüniyet, tanınmışlık ve iltibas vakıasına dayanarak başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak da YİDK tarafından 2015/M-4022 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin MİTRE ve MİTREBOND esas ve ayırt edici unsurlu markası ile iltibasa sebebiyet vereceği gibi, müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, markaların bütünsel olarak başvuru konusu işaretle davacı markaları arasında belirgin farklılık bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının markalarındaki mitre ibaresinin gönye anlamına geldiği, bond ibaresin de yapıştırmak anlamına geldiği, her iki ibare bir araya getirilerek özgün ve ayırt ediciliği belirli seviyede bir işaret vücuda getirilmiş olduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaretin “mitbond” ibaresinden oluştuğu, mit ibaresinin halk arasında, gerçeği yansıtmayan olaylar hakkında kullanılan bir sözcük olduğu, bond ibaresin de aynı şekilde yapıştırmak anlamına geldiği, iki kelimenin bir bütünü oluşturduğu, bütünsel bir değerlendirme yapıldığında davacının MİTRE ibareli markalarıyla davalının MİTBOND ibareli başvurusu arasında ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, buna karşın davacının MİTREBOND ibareli markaları ile davalının MİTBOND ibareli başvurusu arasında ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik bulunduğu, benzer hizmet sınıfları yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararı davalı TPMK vekili temyiz etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; her ne kadar karşılaştırılan ibareler arasında benzerlik bulunsa da, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesinin olaya uygulanabilmesi için markaların kapsamlarının da benzer bulunması gerektiği, somut olayda bu koşulun gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, davalı TPMK vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve davacının ilk derece mahkemesi kararını gerekçe yönünden istinaf kanun yoluna gitmemesine göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 29/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.