Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/27507 E. 2020/11908 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27507
KARAR NO : 2020/11908
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde 01.09.1997-06.05.2008 ve 27.11.2012-30.05.2013 tarihleri arasında yurtiçi tır şoförü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin her iki dönemde de ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile birkısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının ödenmeyen işçilik alacağı bulunmadığını, hizmet süresinin kesintili olduğunu ve davacının her seferinde istifa ederek işten ayrıldığını, davacı tarafça yapılan feshin haksız olduğunu ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre ve özellikle, karar süresi içerisinde süre tutum dilekçesi ile temyiz edilmiş ise de, gerekçeli kararın davacıya 23.06.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin, gerekçeli temyiz sebeplerini bildirmediğinden temyiz incelemesinin hukuki denetimle sınırlı yapılması gerektiği bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde temyiz olunan kararda uygulanması gereken hukuk kurallarına göre bir aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde bulunmayan sebepleri bildirilmiş olmayan davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacının davalı şirket bünyesinde istihdam edildiği dönem boyunca toplam 5 kez 10 gün izin kullandırıldığını, başkaca bir izin kullandırılmadığını beyan etmiş olup; davalı vekili ise cevap dilekçesinde, delil listesi ekinde yer alan işyeri dosyasındaki imzalı izin defterine göre davacının izinlerinin bir kısmının kullandırıldığını, kalanın ise iş sözleşmesinin feshinden sonra çek ile davacıya ödendiğini savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı işverenlikçe sunulan imzalı yıllık izin belgesinde 1475 sayılı Kanun döneminde de davacıya 14 gün izin kullandırıldığı, ancak 4857 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce bu Kanunda öngörülen sürede izin kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğundan imzalı izin defterine itibar edilmeyerek, davacı tarafın beyanına dayalı olarak davacının 50 gün izin kullandığı kabul edilmek suretiyle yıllık izin ücreti alacağı hesaplanmıştır. Ancak yargılama aşamasında imza itirazına uğramayan davalı işverenlikçe sunulan imzalı izin defterinin dikkate alınmaksızın hesaplama yapılması hatalı olmuştur. Buna göre, davalı tarafça sunulan imzalı izin defterindeki yıllık izin süreleri usulüne uygun olarak mahsup edildikten sonra davacının yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.