Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/1209 E. 2020/5589 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1209
KARAR NO : 2020/5589
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamda belirtildiği şekilde davanın davalı SGK ile davalı … Çok Prog. Zih. Bed. ve Ruhs. Eng. Reh. Sağl. Hizm. Ltd. Şti. yönünden kabulüne, davalı … Bakanlığı ile Başbakanlık Sosyal Hizmetler, Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı SGK ile Milli Eğitim Bakanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; davacı, davalı şirket tarafından 15.06.2009-22.10.2009 tarihleri arasında bildirilmeyen hizmetlerinin tespitini talep ettiği, Mahkemece, davacının davalı şirket nezdinde 21/06/2009 – 05/10/2009 tarihleri arasında104 gün kesintisiz asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İnceleme konusu davada, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir.
Eldeki davada,dosya kapsamında, davacı ile davalı şirket arasında imza altına alınan, matbu hazırlanarak bir kısmı elle doldurulduğu görülen 21.10.2009 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile yine matbu olarak hazırlanmış bir kısım yerlerinin elle doldurulduğu görülen 21.10.2009 başlangıç tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi mevcut olmasına rağmen hangisinin geçerli sözleşme olduğu tespit edilmeden Mahkemece, imzası inkar edilmemiş sözleşmeler var iken bunlar haricindeki davacı tarafından doldurulan 20/06/2009 tarihli iş başvuru formuna itibar edilmek suretiyle ertesi günü olan 21/06/2009 tarihinden itibaren sigortalılık süresinin tespitine gidilmiş olması da isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda anılan dosyada mevcut davacı ile davalı şirket arasında imzalanmış iki belirsiz süreli sözleşmenin hangisinin geçerli olduğu araştırılmalı,davaya konu çalışmaların geçtiği iddia edilen dönemde yürürlükte bulunan Bakıma Muhtaç Özürlülere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği’nin 11 ve 16 ıncı maddelerine göre, çalışacak personelin iş sözleşmesi ile yönetmelikte belirtilen diğer belgelerin İl Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne sunulması,buna göre verilecek çalışma onayı olmadan işe başlatılamayacakları ve 55 inci maddesindeki söz konusu Merkezlerin Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca teftiş ve denetlemeye tabi tutulacağı hükümleri nazara alınarak, ilgili Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden davacının çalışma talebinin İl Müdürlüğünün onayına sunulup sunulmadığı ve onayın verilip verilmediği, davalı şirkete ait işyerinin denetime tabi tutulup tutulmadığı sorulmalı, ilgili tutanak, belge ve raporlar celbedilmeli, davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve iş yerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; öncelikle davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde davalı işyerinde uyuşmazlık konusu dönemde görev yapan yöneticiler dinlenmeli, özellikle dinlenilmeyen bordro tanıkları resen tespit edilerek beyanları alınmalı, bordro tanıklarına ulaşılamaması durumunda komşu iş yeri tanıkları tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, bozma öncesi dinlenen tanıkların beyanları arasındaki çelişki giderilerek bu şekilde çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmalı, deliller hep birlikte değerlendirilip, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Kabule göre de;
1-Davacının tespitini istediği hizmet dönemi 15.06.2009-22.10.2009 tarihleri arasında olmasına rağmen Mahkemece, davanın kısmen kabulü yerine davanın kabulüyle denmek suretiyle 21/06/2009 – 05/10/2009 tarihleri arasında hizmet tespitine yönelik hüküm kurulmuş olması,
2-Davada ihbar olunan konumundaki Başbakanlık Sosyal Hizmetler, Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün davada taraf olmamasına rağmen hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddiyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekili ile davalı … Bakanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.