Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/5952 E. 2020/9025 K. 08.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5952
KARAR NO : 2020/9025
KARAR TARİHİ : 08.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, konut dokunulmazlığının ihlali, tehdit, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık … hakkında katılan …’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken, yazılı şekilde (1/2) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29. maddeleri gereğince belirlenen “2 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 62. maddesi gereğince (1/6) oranında indirim yapıldığında, sonuç cezanın “2 yıl 1 ay” yerine “2 yıl” olarak hatalı hesaplanması suretiyle eksik ceza tayini ve sonuç ceza miktarı itibariyle TCK’nin 51. maddesindeki koşullar oluşmadığı halde hapis cezasının ertelenmesi, aleyhe temyiz olmadığından,
Hükmolunan uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari seviyede (1/4) oranında haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken, yazılı şekilde (1/2) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından,
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
3)Sanık … hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından ve yine sanık … hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Sanık hakkında katılan …’ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükümde, suçun kardeşe karşı işlenmesi nedeniyle cezasında artırım yapılırken uygulama maddesinin TCK’nin 86/3-a maddesi yerine TCK’nin 86/3-e maddesi şeklinde hatalı gösterilmesi,
b)28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinde “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklinde değişiklik yapılmış ise de; suç tarihinden sonra yapılan söz konusu değişikliğin sanık aleyhine olduğu ve değişiklik tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, CMK’nin 231. maddesindeki diğer koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca şartları oluşmadığından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
c)Kısa süreli hapis cezaları ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53/4. maddesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmolunamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
4)Sanık … hakkında katılanlar… ve …’a karşı tehdit ve hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığın, katılan …’ya karşı tehdit ve hakaret suçunu, aynı katılana yönelik “kardeşe karşı basit yaralama” suçu ile birlikte işlemesi nedeniyle 5237 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince katılan …’ya yönelik tehdit ve hakaret suçlarının uzlaşmaya tabi olmadığı anlaşılmış ise de; sanığın, katılan …’a karşı tehdit ve hakaret suçlarını, uzlaşmaya tabi olmayan başka bir suçla birlikte işlemediği anlaşılmakla yapılan incelemede;
a)Sanık hakkında katılan …’a karşı TCK’nin 125/1. maddesi gereğince “hakaret” ve TCK’nin 106/1-1.cümlesi gereğince “tehdit” suçlarından kamu davası açıldığı, suç tarihinde tehdit suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince, hakaret suçunun aynı katılana karşı tehdit suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle her iki suç yönünden de uzlaştırmanın mümkün olmadığı anlaşılmış ise de; sanığın üzerine atılı TCK’nin 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı, bu nedenle CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı, sanığın mahkumiyetine karar verilip temyiz incelemesine konu edilen katılan …’a karşı işlenen hakaret ve tehdit suçlarının uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile katılan … arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, uzlaşmanın sağlanması halinde ise sanığın, katılan …’ya karşı tehdit ve hakaret suçları yönünden 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının ortadan kalkacağının gözetilmesi gereği,
Kabule göre de;
b) Hakaret suçunun aleni ortam olmayan evin içerisinde işlenmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 125/4. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi,
c) 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinde “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklinde değişiklik yapılmış ise de; suç tarihinden sonra yapılan söz konusu değişikliğin sanık aleyhine olduğu ve değişiklik tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, CMK’nin 231. maddesindeki diğer koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca şartları oluşmadığından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
d)Kısa süreli hapis cezaları ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53/4. maddesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmolunamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.