YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1108
KARAR NO : 2020/3275
KARAR TARİHİ : 29.06.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.05.2014 tarih ve 2010/840-2014/305 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, ihbar olunan vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 20/1 oranda pay sahibi olduğunu, diğer şirket ortağının müvekkilini şirketten uzaklaştırdığını, benzer problemlerin olduğu ortak olunan diğer şirketlerin mali açıdan öz sermayelerini yitirdiklerini, ortaklar arasında güvenin kalmadığını ileri sürerek, davalı şirketin kayyum eliyle yönetilmesini, fesih ve tasfiyesini, tasfiye sonunda akçalı hak doğduğu takdirde müvekkili payına düşecek artık payın hükmen tahsilini talep etmiş; birleşen davanın reddini istemiştir.
Asıl davada davalı vekili, müvekkilinin aile şirketi olduğunu, Türkoğlu Şirketler Grubu şirketlerinde olumsuzluklar yaşandığını, davacının şirketin bazı mal varlıklarını kendisine mal ettiğini, başka bir şirket kurarak haklarını zedelediğini, müvekkili hakkında asılsız ihbar nedeniyle icra takipleri başladığını savunarak davanın reddini istemiş; birleşen davada davalı yetkilisi ise, davalılardan …’nun şirket yöneticisi olduğu sırada bir kısım malları muvazaalı işlemlerle kendi hesabına ve kurduğu davalı şirkete aktardığını, bu malların tespiti ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 15.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada şirket ortaklarının ve müdürünün kardeş olup uzun süredir anlaşamadıkları, şirketin gayri faal olup kredi borçlarını ödemeyemediği, devamlı olarak zarar edip mali durumunun kötüleştiği, ortaklar arasında güven duygusunun zedelendiği, ortakların sermaye payı reel değerleri bulunmadığından şirket ortağının payının tespiti ile ortaklıktan çıkarılamayacağı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, şirket unvanına tasfiye halinde ibaresinin eklenmesine; birleşen davada ise, davacının ticari şirket olup adli yardımdan yararlanacak kişilerden olmadığı, haklılığı dava başında anlaşılamadığından adli yardım talebinin reddedildiği, davacıya harç ve gider avansını yatırması için iki haftalık süre verildiği halde yatırılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davalı şirket vekili/birleşen davada davacı ve ihbar olunan vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.
Dairemizin 18.12.2017 tarih 2016/1822 E. 2017/7349 K sayılı ilamı ile asıl davada davalı/birleşen davada davacı şirketin ve ihbar olunanın kanun yoluna ilişkin adli yardım talebinin reddine, mahkemece Dairemizin adli yardım talebinin reddi kararının anılan taraflara tebliği ve sonucuna göre işlem yapmak üzere dosyanın mahalline iadesine karar verilmiştir.
Dairemiz kararına, davalı şirket vekili/birleşen davada davacı ve ihbar olunan vekilinin itirazı üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 04/11/2019 tarih 2019/12699 E. 2019/15694 K. sayılı ilamı ile yerinde görülmeyen itirazların HMK’nın 337/2. maddesi gereğince kesin olarak reddine karar verilmiştir.
Mahkemece anılan taraflara muhtıra çıkarılarak temyiz harç ve posta giderlerinin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içinde mahkeme veznesine yatırılması, aksi halde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı hususunda karar verileceği ihtar olunmuş; Fırat Demir Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekilince temyiz harç ve posta giderlerinin yatırıldığı anlaşılmıştır.
1- İhbar olunan …’na karşı husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi, mahkemece verilen kararda da ihbar olunan aleyhine herhangi bir hüküm tesis edilmemiştir. O halde, aleyhinde verilmiş bir hüküm bulunmayan ve karar başlığında da ihbar olunan sıfatı ile gösterilmiş olan …’nun hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl davada davalı şirket vekili ve birleşen davada davacı yetkilisinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, birleşen davada davacının verilen kesin süreye rağmen harç ve gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmasa da temyiz edenin sıfatına ve sonucu itibariyle doğru olmasına göre, asıl davada davalı şirket vekili ve birleşen davada davacı yetkilisinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı şirket vekili ve birleşen davada davacı yetkilisinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 29/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.