Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/4488 E. 2020/2695 K. 08.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4488
KARAR NO : 2020/2695
KARAR TARİHİ : 08.06.2020

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.06.2019 tarih ve 2015/313-2019/521 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 01.12.1997 tarihinde başlayan toplam dört yıl süreli distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince müvekkilinin teminat olmak üzere ipotekler tesis ettirdiğini, yine aynı amaçla 5.000.- TL bedelli teminat mektubu ile teminat çeki verdiğini, sözleşmeye güvenerek ciddi miktarlarda yatırım yaptığını, 2000 yılına kadar sözleşmenin sorunsuz olarak yürütüldüğünü, 2000 yılı sezonu için ise davalının, müvekkilinin sipariş taleplerini karşılıksız bıraktığını, kendisine müvekkilince gönderilen ihtarnamelere de cevap vermediğini, daha sonra sözleşmenin sonlanmasına henüz 2 yıl olmasına rağmen davalının bölge distribütörlüğünü başka bir şirkete verdiğinin öğrenildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak sözleşmenin feshine sebebiyet verdiğini ileri sürerek, taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin çözülmesine, teminat mektubunun iadesine, uğranılan zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise aynı nedenlerle 354.526,15 TL kâr kaybının tahsilini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanan herhangi bir distribütörlük sözleşmesinin bulunmadığını, davalının 1998 ve 1999 yılı sezonlarında ödemelerini zamanında yapmadığı için bölgeye yeterli mal sevkinin yapılmadığını, davalının teminat verilmesi zorunluluğunu yerine getirmediğini, davalının yıl içinde gösterdiği performansın bölge açısından olumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin temel faaliyeti olan alım satım faaliyeti sonucunda elde ettiği brüt satış kârından, pazarlama, genel yönetim gibi işletme faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan makul bir payın düşülmesi halinde ulaşılacak faaliyet kârının talep edilebilecek mahrum kalınan kâr tutarının 72.368,52 TL düzeyinde hesaplanan muhtemel kâr kaybının, brüt satış kârından düşülecek giderlerin hesaplanmasında davacı şirket ticari defterlerinden hareketle hesaplama yapıldığı, ipotekler nedeniyle davacı yanın uğradığı zarar iddiası kanıtlanamadığından maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davacının yatırım nedeniyle uğradığı zarar bedeline ilişkin talebinin yerinde görülmediğinden reddine, davacının 2001 yılı kâr kaybı talebinin yerinde görülmediğinden reddine, Akbank A.Ş. …Şubesine ait 09.12.1997 tarihli 27858/2166 numaralı ve 5.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iptaline, davacının teminat mektubu nedeniyle dava tarihine kadar doğmuş bir zararı bulunmadığından, bu sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, birleşen davada da; davacının 2001 yılı kâr kaybı talebinin reddine, davacının 2000 yılı kâr kaybına ilişkin talebinin kısmen kabulü ile ve takdiren 72.368,52 TL kâr kaybından kaynaklanan alacağı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl davada davanın kısmen kabulü ile; davacının 2000 yılı kâr kaybına ilişkin talebinin kabulü ile, 1.000,00 TL kâr kaybından kaynaklanan alacağın 03.07.2000 dava tarihinden itibaren işleyecek değişebilen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, … İlçesi … Ada 99 Parsel sayılı taşınmazda 15/350 arsa paylı B Blok, 2. kat 5 numaralı bağımsız bölümde 15.000,00 TL bedelle ve Antalya Merkez Ekşili Köyü 161 Parsel sayılı taşınmaz üzerinde 20.000,00 TL bedelle davalı şirket lehine kurulan ipoteklerin kaldırılmasına, davacı yanın bu nedenle uğradığı zarar iddiası kanıtlanamadığından maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davacının yatırım nedeniyle uğradığı zarar bedeline ilişkin talebinin yerinde görülmediğinden reddine, davacının 2001 yılı kâr kaybı talebinin yerinde görülmediğinden reddine, Akbank A.Ş …Şubesine ait 09.12.1997 tarihli 27858/2166 numaralı ve 5.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iptaline, davacının teminat mektubu nedeniyle dava tarihine kadar doğmuş bir zararı bulunmadığından, bu sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davacının kanıtlanamayan sair ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile; davacının 2001 yılı kâr kaybı talebinin reddine, davacının 2000 yılı kâr kaybına ilişkin talebinin kısmen kabulü ile, 72.368,52 TL kâr kaybından kaynaklanan alacağın 30.11.2004 dava tarihinden itibaren işleyecek değişebilen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin yerinde görülmeyen taleplerinin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, sözleşmenin haksız feshine dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, asıl davada 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin 1.000.- TL tazminat talebinde bulunmuş, birleşen davada ise aynı sebebe dayalı olarak aynı yıllara yönelik fazlaya ilişkin 354.526,15 TL tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği toplam tazminat miktarının 72.368,52 TL olduğu bildirilmiş, ancak mahkemece, asıl dava için 1.000.- TL, birleşen dava için 72.368,52 TL tazminata hükmedilerek davacının talebinden fazlasına hükmedilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair ilk karar, Dairemizin 2013/13012 E., 2014/16526 K. sayılı ilamı ile, davacının sözleşmenin sonuna kadar yapması gereken masrafların tespiti ile tespit edilen miktarın, davacının elde edeceği kârdan mahsubu ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmuş ve bu hususa yönelik bilirkişi raporu alınmıştır. Ancak, bilirkişi raporunda; sözleşme süresinin sonuna kadar davacının yapacağı masraflar hesaplanırken, davacının bir önceki yıllarda davalıdan aldığı malların artış oranı bulunmuş ve sözleşme süresinin sonuna kadar davacının yapacağı masrafların da aynı oran nispetinde artacağı kabul edilerek, davacı defterlerine göre 1999 yılındaki masrafları zikredilen oran nispetinde arttırılarak sözleşmenin haksız feshedildiği 2000 yılında davacının 22.227,98 TL masraf yapacağı hesaplanmıştır. Ancak, davacının elde edeceği kârdan mahsubu yapılması gereken masrafların, davacı şirketin çalışan sayısı, personel ve işletme maliyetleri, dağıtım ve büro giderleri gibi hususlar dikkate alınıp, somutlaştırılarak hesaplama yapılması, bu mümkün olmadığı takdirde olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42-43. maddeleri uyarınca takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3- Davacı vekili, asıl dava ve birleşen dava dilekçesinde, asıl alacağın temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiş olup, kabule göre asıl alacağın avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi isabetli olmamış olup, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davalı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.