YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5653
KARAR NO : 2013/7888
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı Vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, park halindeki araca çarparak hasarlandığını, davalı … şirketinin başvuruya rağmen hasar bedelini ödemediğini belirterek ıslah ile birlikte 52.000,00 TL tazminatın 27/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın kazadan önce satılmış olması nedeniyle poliçenin geçersiz hale geldiğini, araç sürücüsünün alkol raporu almadığını, doğru ihbar yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 52.000,00 TL’nin temerrüt tarihi olan 22/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.3.1. maddesine göre sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir.
Somut olayda, rizikonun 11.10.2010 tarihinde davalı … şirketine ihbar edildiği, buna göre davalının 27.10.2010 tarihinde temerrüde düştüğü, nitekim davacı vekilinin de 27.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek faiz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Hal böyleyken, mahkemece, talep de aşılarak davalının 22/10/2010 tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu tutulması doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 1. bendindeki “22/10/2010” ibaresinin hükümden çıkarılarak, yerine “27/10/2010” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.