Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/249 E. 2020/4036 K. 13.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/249
KARAR NO : 2020/4036
KARAR TARİHİ : 13.10.2020

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Tüketici Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24/10/2019 tarih ve 2018/538-2019/611 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabına ilişkin banka kartının yanında olmasına rağmen bilgisi ve rızası dışında 10/09/2013 tarihinde davalı bankanın ATM’sinden 1.500 TL ve 500 TL tutarlarında nakit para çekildiğini, ayrıca dava dışı …isimli şahsın banka hesabına da 3.000 TL tutarında havale işlemi yapıldığını, banka tarafından müvekkilinin telefonuna gönderilen bilgi mesajıyla işlemden haberdar olunması üzerine müşteri hizmetlerinin aranarak kartın iptal edildiğini, bilgisi ve rızası dışında çekilen paranın iadesi için davalı bankaya müracaat edildiğini, banka şubesinden para çeken kişilerin kullandığı kartın dolandırıcılık amacıyla sahte olarak oluşturulduğunu ileri sürerek 5.000 TL’nin 12.09.2013 tarihinde itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, müşterilerinin kullandığı ATM’lerin hiçbirinde kart kopyalama cihazlarına rastlanılmadığını, davalının bankacılık işlemlerinin dünyaca kabul görmüş güvenlik sistemleri uygulamalarıyla yapıldığını, davacının üzerine düşen sorumluluğu tam olarak yerine getirmediğini, kart bilgilerini gerektiği şekilde muhafaza etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak tüm dosya kapsamına göre, usulsüz işlemler ile çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olduğu, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam ettiği, usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı taktirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebildiği, dava konusu olayda davacının banka kartının kopyalanmış olduğu, davacıya atfedilecek bir müterafik kusur isnadının mümkün olmadığı, davalı bankanın ise bir güven kurumu olarak mevduat hesabında bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlayamadığı, kötü niyetli kişilerin işlemlerine karşı koruyamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, bu sebeple usulsüz işlemleri engelleyememesinden ve objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olması nedeniyle oluşan zararın tümünden davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 5.000,00 TL’nin 12.09.2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 297,15.- TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 13.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.