YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4296
KARAR NO : 2020/2661
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16.05.2019 tarih ve 2018/735-2019/223 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, Arda Teknik Hizmetler Ltd. Şti. olarak 1997 yılında Başkan Gıda Sanayi ve Pazarlama Ltd. Şti.’ye Düzce Cumayeri’nde bir idari bina ve bir fındık fabrikası projesi hazırladıklarını, henüz proje hazırlama aşamasında iken Başkan Gıda Sanayi ve Pazarlama Ltd. Şti. ile davalıların yetkilisi oldukları yüklenici firma arasında inşaat sözleşmesi yapılarak inşaata başlandığını, yapılmakta olan inşaat ile uyuşmayan projelerinin de bu inşaatları ruhsatlandırmak için kullanıldığını, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izinlerinde imzalarının bulunmadığını, mimari projede mimar …’nın imzası ve meslek mührü ile belediye onayının bulunmadığını, kaçak olarak yapımına başlanan ve hazırladıkları projeyle örtüşmeyen, teknik olarak yetersiz ve güvensiz binanın 17/08/1999 tarihinde meydana gelen depremde yıkılarak biri iş sahibinin oğlu olmak üzere sekiz kişinin hayatını kaybettiğini, haklarında Düzce Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Genel Tehlike Doğuracak Şekilde Bina Yıkılmasına ve Ölüme Neden Olma” suçundan yapılan yargılama sonucunda mahkumiyetlerine karar verildiğini, mesleki yönden büyük bir itibar ve gelir kaybına uğradıklarını, çevrelerinde oluşan intiba nedeniyle manevi yönden de kayba uğradıklarını, ayrıca yıllarca açılan davalarla uğraşmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ayrı ayrı 10.000,00’er TL maddi, 25.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, husumet, zamanaşımı ve esasa ilişkin savunmalarda bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davaya konu projelerin 1997 yılında yapıldığı, bu projelerin kullanıldığı inşaatın da Ağustos 1999 depreminde yıkıldığı, davacıların bu inşaatın proje sorumluları olarak 22.09.1999 tarihinde Cumayeri C.Başsavcılığında ifade verdikleri, dolayısı ile davacıların en geç bu tarihte projelerinin yıkılan binada kullanıldığını öğrendikleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda eser sahibinin sahip olduğu maddi haklara ve manevi haklara tecavüz halinde açacağı tazminat davalarında süre öngörülmemiş olup, Kanunun 70. maddesinde bu davaların genel hükümlere göre açılacağının hüküm altına alındığı, 818 sayılı
Borçlar Kanunu’nda haksız fiil ile alakalı olarak 1 yıl ve 10 yıl zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, kanun maddesindeki herhalde 10 yıllık zamanaşımının süresinin zararın öğrenilmesinin ve gerçekleşmesinin güç olduğu durumlarda geçerli olduğu, davacıların 22.09.1999 tarihinde savcılık ifadeleri ile davalıların eylemlerini öğrenmeleri nedeniyle bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği ve bu sürenin 22.09.2000 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar, dava dilekçesi ile taraflar arasında inşaatla ilgili projelerin hazırlanması hususunda anlaşma olduğunu ve projeler henüz hazırlık aşamasında iken davalılar tarafından projelerin usulsüz ve izinsiz olarak kullanılması nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Dosya kapsamı itibarıyla taraflar arasında inşaat ile ilgili projelerin hazırlanmasına ilişkin sözleşme ilişkisi bulunduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık karşılıklı anlaşma ile hazırlanan projelerin izinsiz ve usulsüz kullanılıp kullanılmadığına ilişkindir. Bu itibarla 818 sayılı BK’nın 125. maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklanan bu dava 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmadığı halde mahkemece yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan Düzce Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1999/197 E. sayılı dosyası kapsamında davacılar dava konusu inşaatın proje müellifleri olarak yargılanmışlar ve ceza mahkemesi kararı ile projelerin davacılar tarafından hazırlandığı ve projeler nedeniyle davacıların kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmalarına karar verilmiş ve anılan karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen 6098 sayılı TBK’nın 74. (818 sayılı BK 53) maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini bağlar. Bu kapsamda ceza mahkemesi kararıyla projeleri hazırladıkları ve projeler nedeniyle kusurlu oldukları sabit olan davacıların kendi kusurlu eylemlerinden dolayı herhangi bir hak talep etmelerinin mümkün olmadığı gözetilerek davanın bu gerekçeyle esastan reddine karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değil ise de netice olarak davanın reddine karar verilmesi doğru olduğundan mahkeme kararının değişik bu gerekçeyle düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulüyle kararın gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 08/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.