YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3596
KARAR NO : 2020/8625
KARAR TARİHİ : 01.07.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türü itibariyle 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince sanığın duruşma istemi reddedilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık …’in mahkeme kaleminde görevli katılanlara ” …..benim gibi beyefendi biri cezaevine girerse sonucu ne olur siz düşünün, cezaevine girersem ben ne gerekiyorsa yapacağım, sizin çocuğunuz hangi okula gidiyor, verilen kararı kaldırın yoksa ben ne yapacağımı biliyorum” şeklinde sözler söylemesi, oğlu olan suça sürüklenen … … …’ın mübaşir olarak görev yapan …’e ” sen dışarıya gel, seninle görüşelim, bir de sen tanıklık mı yapacaksın” şeklinde sözlerle tehdit ettiklerinin iddia edildiği, sanık ve oğlu arasında birlikte tehdit etme yönünden fikir ve irade birliğinin ne şekilde oluştuğu açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle sanık ve suça sürüklenen … hakkında TCK’nın 106/2-c madde ve fıkrasının uygulanması,
2-Bozmaya uyularak sanık ve suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin TCK’nın 106/1-2. madde ve cümlesi kapsamında kaldığının kabulü halinde ise; sair tehdit suçunun CMK’nın 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, aynı Kanunun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanık ve suça sürüklenen çocuğun hukuki durumlarının bu kapsamda belirlenmesi zorunluluğu,
3-Sanığın savunmasında, katılanların, yakalama emrinin kaldırılması işlemini zamanında yapmadıklarını ve bir dosyada verilen cezayı temyiz etmesine ve usulsüz tebligata rağmen infaz işlemine devam edildiğini belirtmesi karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
4-Sanık …’in tekerrüre esas alınan ilamındaki doğrudan verilen kesin nitelikteki ceza içeren mahkumiyet hükmünden dolayı tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağının gözetilmemesi,
5-Sanık … hakkında TCK’nın 53/l-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler ve anılan Kanun’un 53/1. maddesinde sayılan diğer hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
6- Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden, Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/ 85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının yeniden gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … ile suça sürüklenen … … ve müdafilerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.