Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/1739 E. 2020/9427 K. 13.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1739
KARAR NO : 2020/9427
KARAR TARİHİ : 13.07.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit, hakaret, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında katılan …’i kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile hakaret suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde:
Sanık hakkında katılan …’i kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafii ile katılan ve vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanıklar …, …, …, …, …, … ve suça sürüklenen çocuk … hakkında verilen beraat kararlarına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde:
Eylemin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayininin gerektiği durumlarda, suça sürüklenen çocuğa iddianame okunup hakları hatırlatılarak savunmasının alınması gerektiği gözetilmeden, birleşendosyadaki savunması ile yetinilerek sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun savunması alınmadan hüküm kurulması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Correia de Matos/Portekiz, No: 48188/99, 15.11.2001; Foucher/Fransa, No: 22209/93, 18.03.1997, P. 36) kararlarında belirtildiği üzere sanığa kendini savunma hakkının tanınmaması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 147, 191. ve 193. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3) Sanık … hakkında müşteki …’i kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde:
a) Müştekinin yaralanmasına ilişkin olarak… Devlet Hastanesince düzenlenen 15/05/2013 tarihli adli raporda müştekide “sağ alt kadranda batına nafiz aktif kanamalı delici kesici alet yaralanması, sol pektoral (sol meme alanı) alan girişli aktif kanamalı delici kesici alet yaralanması, sağ kol dış yüzde aktif kanamalı delici kesici alet yaralanması, sırt T12 hizasında aktif kanamalı delici kesici alet yaralanması” şeklinde tariflenen yaralanmaların meydana geldiğinin, kanamalar ve iç organ delici kesici alet yaralanması nedeniyle müştekinin prekoma (koma öncesi hal; kanama ve iç organ yaralanması nedenli) halinde hayati tehlike mevcudiyetiyle acil ameliyata alındığının; transvers kolondaki 2 adet delici kesici alet yaralanması yaralanması, karın içi ve cilt ciltaltı – kas dokuları kesi ve kanamalarının onarıldığının, aşırı kan kaybı nedeniyle kan transfüzyonları yapıldığının bildirildiği, aktarılan bulguların yorumlanmasında ise müştekide cilt ve kas kesileri nedeniyle (cerrahi onarıma rağmen) kısmen duyularında veya kalın barsak delinmesi (onarıma rağmen) nedeniyle kalın barsaklarında kısmen işlevinin sürekli zayıflığına neden olabileceği, hayatını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu ve duyularından veya organlarından birinin (kesi yerlerindeki kas kesileri, cilt kesileri ve kalın barsak delinmesi nedeniyle) işlevinin kısmen azalmasına/ zaafiyetine neden olabileceği yönünde görüş bildiren raporun bu haliyle adli tıp kriterlerine uygun olmadığı ve hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla, müştekiye ait tüm tedavi evrakları, hasta müşahede kağıtları, geçici ve kesin raporlar, varsa film ve grafilerin celp edilip kül halinde Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesine gönderilerek özellikle tespit edilen bulguların hangisinin ya da hangilerinin birlikte ya da ayrı ayrı hayati tehlikeye neden olduğu ve meydana gelen yaralanmanın duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hususlarında 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre ayrıntılı rapor aldırıldıktan sonra, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine eksik kovuşturma ile yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
b) Sanığın eylemi sonucunda müştekinin duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ve yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olacak şekilde yaralandığının kabul edildiği olayda, birden fazla nitelikli halin ihlali (TCK’nin 87/1-a ve 87/1-d maddeleri) ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesi de gözetilerek hakkaniyete uygun ve sonuca etkili şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 13/07/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.