YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5242
KARAR NO : 2020/4999
KARAR TARİHİ : 09.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, tarafların dava konusu 248 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olduklarını, taşınmaz üzerinde müvekkilinin 1998, davalının ise 2004 yılında halen ikamet ettikleri evlerini inşa ettiklerini, tarafların davalının inşaata başlaması aşamasında arsa üzerindeki her iki meskene geçiş konusunda mutabakat sağladıklarını, bu mutabakat kapsamında parsel içinde geçiş yolunu belirleyip tel örgü ile ayırdıklarını, taşınmazın 2004 yılından bu yana bu şekilde kullanılageldiğini, ancak davalının son zamanlarda geçiş yolu üzerine aracını sürekli olarak park ettiğini, müvekkilinin araç geçişine engel olduğu gibi yaya geçişini de zorlaştırdığını öne sürerek davalının geçiş yolu üzerine araç park etmek şeklindeki fiillerine son verilmesine, muarazanın giderilmesine, bu fiili ile davacıya verdiği zararın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmada alınan beyanında, davacının uzun süre dava konusu yolu kullandığını, daha sonra taşınmaz üzerindeki ev sayısı artınca davacıya birbirlerinin yerlerinden ortaklaşa yol açmayı teklif ettiğini, davacının kendi yerinden yol açmayı kabul etmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazda davacı, davalı ve davalının eşi …’a ait hisse olduğu, davalının hem kendisine hem de eşine ait hissenin tamamını kullandığı, bu durumda davanın davalı ile birlikte eşine karşı açılmasının zorunluğu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava elatmanın önlenmesi istemine ilişkinder.
1. Dava konusunun devri 6100 sayılı HMK’nin 125. Maddesinde düzenlenmiştir. Dava konusunun davacı tarafından devri HMK’nin 125. maddesinin 2. bendinde düzenlenmiş ve madde metninde aynen “davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devir edilecek olursa, devralmış olan kişi görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder” denilmiştir.
Dava konusunun davacı tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi halini düzenleyen HMK’nin 125/2. maddesi hükmü, devralan üçüncü kişinin hukuk gereği davacı sıfat ve buna bağlı olarak dava takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği gerekçesiyle devralan kişinin kendiliğinden davacı yerine geçerek davaya kaldığı yerden devam olunacağı esasını getirmiştir. Bu hükme göre dava, davayı devralan üçüncü kişi ile davalı arasında devam edecektir. Bunun için davalının bu konuda karar vermesi veya devralan üçüncü kişinin davacı yerine geçmesi için onayı aranmaz. Dava konusu şey, dava açıldıktan sonra davacı tarafından başka bir kişiye devredilirse, bu durumda devralmış olan kişi davacı yerine geçerek görülmekte olan davaya kaldığı yerden devam eder. Ancak bu halde davalı yeni davacıya karşı, kişisel savunma sebeplerini ileri sürebilir.
Somut olayda; davacının dava konusu taşınmazdaki payını karar tarihinden sonra, 25.07.2018 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye sattığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece yeni malike bildirim yapılmak suretiyle davaya devam edip etmeyeceği hususu üzerinde durularak yeni malikin davaya devam etmesi halinde elatmanın önlenmesi talebi yönünden işin esası hakkında karar verilmesi, davaya devam etmemesi halinde ise sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.