YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/319
KARAR NO : 2020/3097
KARAR TARİHİ : 23.06.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02/03/2017 tarih ve 2012/231-2017/180 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ABD New York Southern District Court nezdinde; Motorola Credit Corporation ve Nokia Corporation tarafından, …, …, …, …, Antonio Luna Betancourt, Unikom İletişim Hizmetleri Paz. A.Ş. ve Standart Telekomünikasyon Bilgisayar Hizmetleri A.Ş. aleyhine tazminat davası açıldığını, işbu dava nedeniyle müvekkili Adabank A.Ş.’nin UBS AG Stamford/New York Şubesi nezdindeki hesabına 22.11.2002 tarihinde, durum aynı tarihli swift mesajı ile bildirilerek, bloke konulduğunu, o tarihte davalıların davacı bankanın yönetim kurulu üyesi olduklarını, bu blokeyle ilgili bankaya 02.12.2002 tarihine kadar itiraz süresi verilmiş ise de, itiraz edilmemesi üzerine el koyma emrinin kesinleştiğini ve hesapta bulunan 2.572.172,59 USD’nin yabancı mahkeme katipliğine transfer edildiğini, bu duruma yeni yönetim tarafından itiraz edilmişse de, eski yönetim kurulu döneminde Adabank A.Ş. adına herhangi bir itirazda bulunulmadığını, TTK hükümleri gereğince kanun ve esas mukavele hükümlerine aykırı hareket eden yönetim kurulu üyelerinin oluşan zarardan ve kazanç kaybından sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.572.172,59 USD karşılığı 3.631.436,99 TL mahkeme katipliğine gönderilen miktar, TCMB günlük faiz oranları gereğince 1.681.653,15 TL kazanç mahrumiyeti olmak üzere toplam 5.313.090,14 TL’nın dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, bozma sonrasında dava bedelini 6.366.257,26 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar … ve … vekili, yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları için öncelikle görevin bir yönetim kurulu üyesine bırakılmadığının kesinleşmesi gerektiğini, ABD’de görülen davada Adabank taraf olmadığından, banka nezdinde oluşan zarar ile özen borcuna aykırılık arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalılara gerek ABD’deki mahkeme gerekse UBS AG Stamford Bankası tarafından resmi bir bildirim yapılmadığından, davalıların gerekli başvuruları yapmayarak bankayı zarar sokmak gibi bir iradelerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafça sunulan swift mesajının gerçekliğinin kanıtlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar …, … ve … vekili, davacı bankanın husumeti Motorola Credit Corporation ve Nokia Corporation’a yöneltmesi gerektiği, ABD mahkemesinin haksız ve hukukun temel ilkelerine ters düşen kararından müvekkillerinin sorumlu olmadığını, blokenin yeni yönetim döneminde gerçekleştiğini talep edilen faizin de fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılardan …, görev yaptığı dönemde blokeyle ilgili Bankaya resmi bir bildirim yapılmadığından, yönetim kurulu tarafından bloke kararına karşı hukuksal girişimde bulunulmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, husumet itirazında bulunmuş, dava için şekil şartının yerine getirilmediğini, blokenin yeni yönetim döneminde gerçekleştiğini ve tanınmamış bir karara dayanarak hüküm kurulamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı, davalılardan …’ın öldüğü, mirasının ise reddedildiği, bu suretle taraf ehliyetinin kaybedildiği, dava konusu paranın yurt dışı bankada bloke halinde olduğu, blokenin kalkması halinde bu hesapta kalmaya devam edeceği, bu hususun bozmadan önceki ilamda belirtildiği ancak bozma ilamına konu edilmediğinden kesinleştiği, verilen yabancı mahkeme kararına itirazın ve bu itiraz sonucunda blokenin kaldırılmasının hukuken mümkün olduğu, davalıların ise karara itiraz etmedikleri, dava konusu ana alacaktan sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.631.436,99 TL’nın dava tarihinden itibaren değişken faizi ile birlikte … dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğu davasıdır.
Temyiz incelemesine konu karardan önce verilen Dairemiz bozma kararında, davacı bankanın talebinde ana kalem olarak belirtilen zararın doğduğu, davalıların sorumluluktan kurtulabilmeleri için kusursuz olduklarını ispat etmeleri gerektiği ve davalıların özen yükümlülüğüne ilişkin hususlarda eksik araştırma yapıldığı belirtilmiş, davalıların vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine o aşamada gerek görülmemiştir. Mahkemece, anılan bozma ilamı ve bozma kararından önceki mahkeme kararında dayanılan 27.02.2009 tarihli bilirkişi raporuna atıf yapılarak, kâr mahrumiyeti talebine ilişkin benimsenen görüşün bozmaya konu edilmediği, bu nedenle davacının kâr mahrumiyeti talep edemeyeceği gerekçesiyle talep reddedilmiş ise de anılan hususun bozma kararına konu edilmemiş olması o hususun kesinleştiği anlamına gelmez. Zira, somut olayda bozma ilamı davalıların sorumlu olup olmayacaklarına ilişkin eksik araştırma ve değerlendirmeye ilişkin olup; davalıların sorumlu olmaları halinde kendilerinden talep edilebilecek tazminat miktarına ilişkin bir değerlendirme içermemektedir. Bu bağlamda anılan hususta halihazırda dayanılan bilirkişi yorumunun denetime elverişsiz ve yetersiz olduğu da gözetilerek davacının kâr mahrumiyeti olup olmadığı, var ise ne kadarını isteyebileceği hususu yeterince incelenmeksizin bu hususun kesinleştiği gerekçesiyle karar verilmesi doğru olmamış kararın yazılı gerekçe ile davacı taraf lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı taraf lehine BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.