Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/4850 E. 2020/9577 K. 14.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4850
KARAR NO : 2020/9577
KARAR TARİHİ : 14.07.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Müşteki hakkında … Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 26.11.2015 tarihli raporda “kafa kubbe ve kaide kemiklerinde kırık, kafa için tavmatik değişim mevcut, diğer hususlarda rapor düzenlenmesi için kişinin muayene edilmek üzere Adli Tıp Anabilim Dalımıza gönderilmesi uygundur” şeklinde değerlendirmede bulunulmasına rağmen müşteki hakkında yeniden rapor aldırılmadığı ve bu haliyle müştekinin yaralanması hakkında düzenlenen raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla, müştekinin tüm tedavi evrakları ve raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevkinin yapılarak, özellilke sabit iz yönünden olmak üzere TCK.’nin 86 ve 87. maddeleri kapsamında kati rapor alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Müştekideki kemik kırığının hayat fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun kabul edilmesine göre, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre cezanın yarısına kadar artırılabileceğinin öngörülmesi, adli tıp kriterlerinde de kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını etkileme derecelerinin hafif (1. derece), orta (2. ve 3. derece) ve ağır (4., 5. ve 6. derece) olarak sınıflandırılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi dikkate alınarak makul oranda bir artırım yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesindeki orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde üst seviyede (1/2) oranında artırım yapılmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
3) Oluş, tüm dosya içeriği ve kabule göre, karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda; tarafların ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda farklı beyanlarda bulunduğu ve dinlenmiş olan tanık anlatımlarının bu hususta yeterli olmadığı olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 Karar sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, karşılıklı kavgada ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, sanığın CMUK’un 326/son maddesi gereğince kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 14.07.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.