YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1894
KARAR NO : 2020/5227
KARAR TARİHİ : 21.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin Söke 1. İcra Müdürlüğünün 2008/1617 Esas sayılı takip dosyasında yapılan ihale ile satın aldığı 3132 parsel sayılı taşınmazı, davalının pamuk ekmek suretiyle işgal ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve 10.500,00 TL ecrimisilin faizi ile birlikte tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, vekil edeninin taşınmazı sözleşme ile önceki maliklerinden kiraladığını, işgalci olmadığını, 24.09.2012 tarihinde de tahliye ettiğini, bu durumu Söke 2. Noterliğinin 09030 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacıya bildirdiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, elatmanın önlenmesi talebi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.02.2015 tarihli ve 2015/1354 Esas, 2015/1750 Karar sayılı ilamı ile “..davalı hakkında 15 günlük yasal tahliye süresinin sona erdiği 12.06.2012 tarihinden eldeki davanın açıldığı tarihe kadarki süre için ecrimisile karar verilmesi gerekirken, tedbir kararının verildiği tarihle sınırlı olarak ecrimisile hükmedilmiş olması isabetli değildir.. ve öncelikle el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak davacı tarafından bildirilecek ya da keşfen saptanacak olan dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilerek nihai kararın verilmesi gerekirken..” şeklindeki gerekçe ile bozulmuş ve Mahkemece bozma kararına uyularak devam eden yargılama neticesinde ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, elatmanın önlenmesi talebi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu taşınmazı cebri ihale ile edinen davacının İcra İflas Kanunu’nun 135. maddesi uyarınca davalıya tahliye emri çıkarttığı, davalının ise tahliye emrinin iptali için Söke İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/129 Esasında dava açtığı, bu dava sırasında tahliyenin geri bırakılmasına ilişkin olarak tedbir kararı verildiği ancak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği ve verilen ret kararının 30.07.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
1. Davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin temyiz itirazı yerinde değildir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince; her ne kadar davalı tarafından açılan tahliye emrinin iptali davasında 02.08.2012 tarihli ara karar ile tahliyenin geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, bu davanın retle sonuçlandığı ve kararın kesinleştiği de dikkate alındığında, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği kuşkusuzdur. Esasen bu husus Mahkemenin de kabulündedir. Bu bakımdan elatmanın önlenmesi davası açıldıktan sonra davalı müdahalesini sona erdirmiş olsa da, davanın açılmasına sebebiyet verdiği için davalının vekalet ücreti ile sorumlu olması gerekir. Öte yandan; davacı tarafın, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi davası yönünden harç yatırmadığı, sonrasında meni müdahaleye konu taşınmazın davalı tarafından boşaltıldığı ve elatmanın önlenmesi davasının konusuz kaldığı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma kararından sonra davacı tarafın harcı ikmal ettiği, bu sebeple davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıktır. Her ne kadar elatmanın önlenmesi davası yönünden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değil ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bozma nedeni yapılmamış ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükme 7. bent olarak “Davacı lehine elatmanın önlenmesi davası yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 1.800 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine” şeklindeki ifadenin eklenmesine, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin geçici 3. maddesi yollaması ile HMK’nin 304. maddesi 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 78,05 TL’nin temyiz den davalıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.