YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2364
KARAR NO : 2013/5847
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait olan ve davalı …’ya kasko poliçesi ile sigortalı aracın meydana gelen tek taraflı kazada hasarlandığını, açılan tazminat davasında hasar bedeline hükmedildiğini ancak faiz alacağına hükmedilmediğini belirterek 3.000 TL faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, faiz talep etme hakkının zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 2.387,93 TL faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan araç hasarına ilişkin faiz alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Faiz alacağı zaman geçtikçe doğan bir alacak olmakla dava açıldığı tarihten geriye doğru hesap edilebilecek zamanaşımı süresi içinde istenebilir.
Mülga 818 Sayılı BK.131.maddesi gereğince asıl alacak zamanaşımına uğradığında faiz ve diğer ek haklar da zamanaşımına uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabidir. BK.133/2 maddesi gereğince alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zamanaşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konudur.
Mülga TTK.1268 maddesi gereğince kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalar iki yıllık zamanaşımına tabidir.
Faiz alacağının ayrı bir dava konusu olmasını engelleyen bir yasa hükmü olmadığı gibi faiz isteği, asıl alacağın bir bölümü olmadığından ayrı bir alacak niteliğinde olup esas alacak tahsil edilmedikçe ayrı bir davayla istenebilir.
Yine asıl alacağın ödenmesi için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmaması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına engel değildir.
Mülga 818 Sayılı BK’nun 113.maddesinin 2.fıkrasında kabul edilen esas, asıl borcun ödenmesi ile ilgili olup bu madde ile, asıl borcun ödenmesi sırasında işlemiş faizleri isteme hakkı saklı tutulmamışsa artık faizin istenemeyeceği belirtilmektedir. Faiz alacağına ilişkin davanın açıldığı tarihte asıl borç ödenmemiş ise faizi istenebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından davalıya kasko sigortası poliçesi ile sigortalanan araç hasarının davalı … şirketince ödenmemesi üzerine Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/328 (bozulmakla 2010/529) esas sayılı dosyası ile 23.02.2007 tarihinde davacı tarafından davalı aleyhine fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla 1.500 TL asıl alacağın tahsili istemi ile dava açılmış, sonrasında talep sonucu artırılarak 11.500 TL.ye yükseltilmiş, yargılama sonucunda mahkemece 05.05.2009 gün 2009/223 karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile 7.000 TL.nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği,
Asıl alacağa ilişkin kararın Yargıtay incelemesi sonucu bozulduğu ve bozmadan sonra verilen hükmün temyiz edilmemek suretiyle 24.03.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Asıl alacağa ilişkin davanın kesinleşmesinden sonra 23.08.2011 tarihinde de hükmolunan asıl alacağın kaza tarihinden itibaren işleyen 3.000 TL faizinin davalıdan tahsili istemi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı, ilk hükmün kesinleşmesinden sonra 03.08.2011 tarihli takip ile alacağın tahsilini istemiş, alacak eldeki davanın açılmasından sonra 13.09.2011 tarihinde kısmen tahsil edilmiştir.
Asıl alacağa ilişkin davada dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulduğundan davacının faiz alacağına ilişkin hakkını saklı tuttuğunun kabulü gerekmektedir.
Tazminat faizi, esas tazminat alacağının tabi olduğu zamanaşımına tabi olur. Faiz alacağı, asıl alacak ödenmedikçe her gün işleyen, yürüyen ve zaman geçtikçe doğan bir alacak
olduğundan belli bir tarihte doğan bu alacağın dava tarihinden geriye doğru asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresine göre hesaplanması gerekir. Eldeki davanın açıldığı 23.08.2011 tarihinden geriye doğru hesaplanacak iki yıllık süre için davacının talep edebileceği faiz miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 29.4.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.