Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5251 E. 2020/5402 K. 24.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5251
KARAR NO : 2020/5402
KARAR TARİHİ : 24.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, davalının hiçbir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın müvekkilinin maliki olduğu 101 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 287,27 m2’lik kısımını yol ve kaldırım olarak kullandığını öne sürerek 11.06.2012–30.04.2014 tarihleri arasına ilişkin olarak 11.240,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıç tarihinden itibaren işleyecek kademeli faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
Davalı … Belediye Başkanlığı vekili, dava konusu alanın Boğaziçi İmar Müdürlüğünün yetki alanı içerisinde kaldığını, davalı Belediyenin davacıların iddia ettiği elatmayı gerçekleştirmesine imkan olmadığını, dava konusu yolun komşu parselde bulunan Turizm Sitesi tarafından yapılan site içi yol olduğunu açıklayarak davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi Sahil şeridi ve Öngörünüm Bölgesinde kaldığı, davalı … Belediyesinin sorumluluk alanında bulunmadığı, davacının davalıdan ecrimisil talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 101 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 10.08.2012 tarihinde … Vakfı adına tescil edildiği, 216,00 m2’lik kısmının asfalt kaplı yol ve beton parke taş kaplı tretuvar olarak kullanıldığı, 22.07.1983 tarihli imar planına göre Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörüm Bölgesi Uygulama İmar Planınına göre konut alanında kalmakla birlikte yapı yapılmadığından yeşil alanda kaldığı tespit edilmiştir.
Mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.

Şöyle ki, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 6, 7, 8 ve 9 maddeleri ile 3194 İmar Kanun’un 46. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Boğaziçi alanında gösterilen “Boğaziçi Sahil Şeridi” ve “Öngörünüm” bölgelerindeki imar uygulamalarının İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığınca, “gerigörünüm” ve “etkilenme” bölgelerindeki uygulamaların ise ilgili İlçe Belediye Başkanlıklarınca yapılacağı, yol ve kaldırım yapımının ise anılan düzenlemeler kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmaz üzerinden geçen yolun davalı idarenin sorumluluğundaki yol ağı içerisinde olup olmadığı, sokak numarası verilip verilmediği, bu yolun kamuya açık, herkes tarafından kullanılabilen bir yol olup olmadığı, belediyenin sorumluluğundaki yollar ile bağlantısının bulunup bulunmadığı mahallinde yapılacak keşif ile tespit edilip; davalı vekilinin dava konusu yolun komşu parselde bulunan Turizm Sitesi tarafından yapılan site içi yol olduğu savunması üzerinde de durularak oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.