Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/3053 E. 2013/7958 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3053
KARAR NO : 2013/7958
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkiline ait aracın seyir halinde iken davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı bulunduğu aracın arkadan asli ve tam kusurlu olarak çarpması sonucu meydana gelen kazada pert olduğunu belirterek 23.416,95-TL maddi tazminatın davalı … şirketinin poliçe limiti nedeniyle 15.000,00-TL’sinden 16.06.2011 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ,davalı malik ve sürücünün ise tazminatın tamamından ve kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini ve aracın hasar bedelinin bilirkişi aracılığıyla tespit edildiğini belirterek bilirkişi ücretininde yargılama giderlerine dahil edilerek davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
Davalı …, kaza mahallinin kocaeli ili derince ilçesi olduğunu Derince Asliye Hukuk mahkmesinin yetkili olduğunu esasa ilişkin olarakta davacının da kusurlu olduğunu, hasar bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulü ile 23.416,95 TL’ nin (davalı … bu miktarın 15.000,00-TL’sinden ve 16.06.2011 tarihinden itibaren yasal faizinden sorumlu olmak üzere) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle
Birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı …’ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.575,31 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’den alınmasına 28.5.2013 gününde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarına ilişkin tazminat davasıdır.
Davalılar zarara neden olan karşı aracın malik, sürücü ve ZMSS sigortasıdır.
Mahkemece davalı …’ın yetki itirazı “davalı ZMSS’nin İzmir’de Bölge Müdürlüğü” olmasından bahisle reddedilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
T.C. Anayasasının 142 maddesinde “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği”,
2918 Sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 110/2 maddesinde “motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davaların, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği”,
6100 Sayılı HMK 16 maddesinde de “haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili” bulunduğu öngörülmüştür.
T.C. Anayasasının 142 maddesi hükmünden de açıkça anlaşıldığı üzere mahkemelerin görev ve yetkileri ancak kanunla düzenlenebilmektedir. İdari bir kararla mahkemelerin yetki ve görevlerinin tayini mümkün olmadığı gibi yargı kararları ile de yasa ile açıkça yetki verilmeyen bir mahkemenin yorum yolu ile yetkili kılınması da mümkün bulunmamaktadır.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 16 (mülga HUMK 21) maddesine paralel olarak 110/2 maddesi hükmünü getirmiş olup prensip olarak motorlu araç kazalarından kaynaklanan davalara uygulanır. Dolayısıyla işletene (KTK 85), motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunana (KTK 104) yarış düzenleyicilere (KTK 105) aracı çalan ya da gasp edenlere (KTK 107), sigortacıya (KTK 97) ve işletenle birlikte müteselsil sorumlu olan kişilere (KTK 88) mesela araç sürücüsüne karşı açılacak tüm davalar bu madde kapsamına girmektedir. Şu durum karşısında madde kapsamı dışındaki yerlerden birinde bir dava açıldığı ve yetki yönünden karşı konulduğu takdirde istenilen ve madde kapsamında yer alan mahkemelerden birine dosya gönderilmek üzere yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesi red edilmelidir. (Y.4HD. 27.4.1989 gün 1037/4037 sayılı kararı, Karahasan-Tazminat Davaları S.367-369, Nomer, 2918 Sayılı KTK’ya göre motorlu araç işleteninin hukuki sorumluluğu İBD 1992 S.1-3 S.86, Havutçu-Gökyayla, uygulamada 2918 sayılı KTK’ya göre hukuki sorumluluk)
TTK 1301 maddesine dayanılarak açılacak sigorta rücu davalarında ise KTK 110/2 maddesinde öngörülen yetki kuralının uygulanması mümkün değildir. Bu tür uyuşmazlıklarda ise yetki itirazının HMK’da düzenlenen yetki kurallarına göre çözümlenmesi gerekir. (Y.HGK 26.5.1990 gün 319/464 sayılı kararı, … Sigorta Hukuku S.468)
KTK 110/2 maddesindeki kural sigortacının sorumluluğunun söz konusu olduğu durumlar için öngörülmüş olup bu kural davacı yararına getirilmiştir. Davalı olan sigorta şirketine bu kuraldan yararlanması mümkün değildir. (… -Trafik Kazalarından Doğan Hukuk ve Ceza Sorumlulukları S.394, … Uygulamalı Zarar Sigortalar Hukuku S.1052-1053)
Somut uyuşmazlıkda; davacıya ait araca, davalıya ZMSS sigortalı diğer davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığı, kazanın Kocaeli/Derince’de meydana geldiği, davalı … Baş’ın süresinde yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin Derince Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bildirdiği, mahkemenin “İzmir’de davalı ZMSS’nin Bölge Müdürlüğü” olduğundan bahisle yetki itirazının reddine karar vererek yargılamaya devam edip nihai kararı verdiği anlaşılmıştır.
Kararı davalı … temyiz etmiş, sayın çoğunluğun görüşü doğrultusunda karar onanmıştır.
Mevcut olayda haksız fiil Derince’de gerçekleşmiştir. Davalılar … ve …’ta ikamet etmektedirler. Davalı ZMSS poliçesini yapan davalı sigortanın acentası ise Lüleburgaz’da bulunmaktadır. Davacı ise dava tarihinde yurtdışında yaşamaktadır. Ancak dava, davalının İzmir’de “Bölge Müdürlüğü” bulunduğundan burada açılmış ve tebligatta aynı adreste yapılmıştır.
Dava tarihinde taraflardan hiçkimse İzmir’de ikamet etmemektedir. Ayrıca 2918 Sayılı yasanın 110/2 maddesinde belirlenen davalının şirket merkezi-şube-acentasıda İzmir’de olmayıp kazada Derince’de meydana gelmiştir. Sırf Bölge Müdürlüğünün İzmir’de olması açılan davanın İzmir’de görülmesini gerektirmez. Ancak Bölge Müdürlüğü “Şube” olarak aynı yerde tescilli ise yetkili olduğu düşünülebilir.
Bu nedenlerle açılan davada davalının süresinde yapmış olduğu yetki itirazının yerinde bulunduğu verilen kararın yetki yönünden bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Karşı Oy