Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2020/1668 E. 2020/5101 K. 14.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1668
KARAR NO : 2020/5101
KARAR TARİHİ : 14.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacılar vekili, davaya konu 228 parselde kayıtlı taşınmazda davalının haksız müdahalesi sebebiyle toplam 36.000 TL ecrimisilin faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, sonradan talep miktarını 50.750 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 50.750 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren faiziyle davalıdan alınarak davacılara tapu kaydındaki hisseleri oranında ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Somut olayın değerlendirilmesinde, davalının dava konusu taşınmazın 228/5040 payını 2007 yılında satın aldığı, bu taşınmazın tamamının 249.300 m2 yüzölçümlü tarla vasıflı olduğu, dava konusu taşınmaz ilgili olarak açılan şufa davası kabul edilmekle davalının satın aldığı 228/5040 payın iptal edilerek davacılar adına tesciline karar verildiği ve bu kararın 29.05.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 2010, 2011, 2012, 2013 dönemlerine ilişkin ecrimisilin toprak özellikleri, verimlilik durumu, yetiştirilen ürünler ve piyasa koşullarına göre hesaplama yapıldığı belirtilmiş ise de, hangi ürün türüne göre hesaplama yapıldığı, münavebeli tarım uygulanıp uygulanmadığı rapordan anlaşılamadığı gibi, bu husus Mahkemece de yeterince araştırılmamıştır. Buna göre, Mahkemece yukarıda açıklanan Dairemizin ilke ve uygulamaları çerçevesinde, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğunun tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulması, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlarının getirtilmesi, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edildikten sonra hesaplama yapılması gerekirken hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I. Maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.