Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/5725 E. 2020/4349 K. 22.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5725
KARAR NO : 2020/4349
KARAR TARİHİ : 22.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.11.2016 tarih ve 2016/230 E. – 2016/697 K. sayılı kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.01.2020 tarih ve 2019/1203 E. – 2020/95 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 2006 yılında oğlu …’a noterden vekaletname verdiğini, oğlunun davalı bankadan 90.000,00 TL tüketici kredisi kullandığını, daha sonra kendinin bilgisi olmadan, haber verilmeden davalı banka tarafından oğlu …’a ikinci bir kredi kullandırılarak 120.000,00 TL borçlandırıldığını, adına kayıtlı olan aracına ipotek koyulduğunu, oğlunun yaklaşık 16 ay kredi taksitlerini ödememesine rağmen davalı bankanın bu hususta kendisine bilgi vermediğini, uyarıda bulunmadığını ileri sürerek, ipotek işleminin ve kredinin geri ödemesinde yapılan usulsüzlüklerin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kredi kullandırma işlemlerinin davacı tarafından oğlu …’a verilen ve içeriğinde kredi çekme yetkisi de içeren vekaletnamelere istinaden yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, oğlu …’a noterden verdiği vekaletnamelere istinaden davacı adına davalı banka ile kredi ve rehin sözleşmeleri düzenlendiği, yapılan işlemlerde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, kredi sözleşmesi davacı adına yapıldığı için kredi borçlarından ve ihtarname sonuçlarından davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı istinaf talebinde bulunmuştur.
İstinaf Mahkemesince, davacı tarafça oğlu …’a önce … 1. Noterliği’nin 17.11.2003 tarihli 20260 yevmiye no’lu vekaletname verildiği, daha sonra … 5. Noterliği’nin 28.08.2006 tarih 09980 yevmiye no’lu vekaletnamesi verildiği, vekaletnamede …’un kredi talebinde bulunma, bu nedenle rehin sağlama, verilecek krediyi talep ve tahsil gibi hususlarda vekil tayin edildiği, vekaletname davalı bankaya ibraz edilerek 07.02.2006 tarihli asıl borçlusu davacı … olan Genel Kredi Sözleşmesi ve rehin sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında kredi kullandırıldığı, …’un sözleşmenin imzalandığı tarihten önce vekillikten azledildiğine ilişkin herhangi bir azilnamenin davalı bankaya sunulmadığı, yapılan işlemlerde bankacılık uygulamalarına aykırı bir durum bulunmadığı, genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borçtan davacı asilin sorumlu olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.