YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5072
KARAR NO : 2020/2735
KARAR TARİHİ : 10.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/02/2018 tarih ve 2017/172 E. – 2018/66 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19/09/2019 tarih ve 2018/1388 E. – 2019/883 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “MACRO” esas ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının müvekkilinin markalarına iltibas oluşturacak, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikte 35, 36 ve 37.sınıf hizmetleri içeren “MACRO WORLD İNŞAAT & GAYRİMENKUL & DANIŞMANLIK” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin kötüniyet, iltibas ve tanınmışlık vakıalarına dayalı olarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, itirazın YİDK tarafından 2017/M-1617 sayılı kararla 36. ve 37. sınıf hizmetler için reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, çünkü 36. sınıf hizmetleri içeren 1999/295 sayılı “MAKRO SUPERCENTER+ŞEKİL” ve 2010/46527 sayılı “MC FİNEFOOD BY MACRO CENTER” ibareli, aynı biçimde 37. sınıf hizmetleri içeren 1999/296 sayılı “MAKRO SUPERCENTER+ŞEKİL” ibareli markalarının bulunduğunu, başvurunun anılan markaları ile iltibasa neden alacağını, ayrıca tanınmışlığı bulunan markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp onların itibar ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, hukuka aykırı kurum kararının iptaline ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı markalarının “MACRO” esas unsurlu oldukları, anılan markaların özellikle perakende satış yahut mağazacılık hizmetinde kullanılarak ayırt edicilik kazandıkları, ancak bunun “büyük, geniş ve uzun” anlamları taşıyan sadece “MAKRO” ibaresi itibariyle değil bütün olarak gerçekleştiği, davacının markalarıyla davalının “MACRO WORLD İNŞAAT & GAYRİMENKUL & DANIŞMANLIK” ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma esnasında tescilli marka ile başvuru konusu işaretin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının mücerret bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, marka sahibi davacının daha baştan zayıf karakterli bir sözcük olan “MACRO” ibaresini markasına koyarken, sonradan üçüncü kişiler tarafından başka bazı sözcüklerle birlikte aynı kelimenin markaları içerisine konulabileceğini öngörmesi ve buna katlanmak zorunluluğunun bulunduğu, nitekim davacının markalarının da zaten sadece “MACRO” sözcüğünden oluşmadığı, anılan zayıf ayırt edici sözcüğe başka bazı sözcükler, renk ve şekiller eklenerek oluşturulduğu, bu sayede de kendisinden önce tescilli “MACRO” ibareli marka tescillerinden olumsuz biçimde etkilenmeden tescil edilebildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.