Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/20223 E. 2012/2821 K. 08.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/20223
KARAR NO : 2012/2821
KARAR TARİHİ : 08.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 49.000,00 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; dava konusu taşınmazda tarafların müşterek malik olduklarını, taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası sonucu satıldığını, satış bedeline muhdesat bedelinin de dahil edildiğini belirterek, muhdesat bedelinin davacıya ait olması gerektiğinden bahisle, taşınmaz üzerindeki iki katlı binanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti ile davalıların hisselerine düşen 49.000,00 TL’nin hisseleri oranında davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilerek; davalı …’tan 23.000,00 TL, davalı …’nden 26.000,00 TL alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ortaklığın giderilmesi davası sonunda satışına karar verilen taşınmaz üzerindeki davacıya ait olduğu iddia edilen muhdesat nedeniyle sebebsiz zenginleştikleri gerekçesi ile davalılara yöneltilen alacak davasıdır.Dava konusu taşınmazın davalıların mamelekinde meydana getirdiği artış, bu binanın şuyuu’nun giderilmesi yoluyla satışın yapıldığı ve bina dahil satış bedelinden davalıların paylarını aldıkları tarihte gerçekleşir. Bu nedenle hükmedilecek miktar, binanın satış tarihinde taşınmazın değerinde meydana getirdiği artış oranında olmalıdır. Ancak somut olayda dava konusu muhdesatların, artış bedeline ne oranda yansıdığı tespit edilememiştir.O halde Mahkemece yapılacak iş; izale’i şüyu satış dosyasını celbederek, izale’i şüyu satışı sırasında muhdesatlar olmasaydı taşınmazın kaça satılabileceği ile muhdesatlarla birlikte kaça satılabileceğini ayrı ayrı tespit ettirerek, bulunacak oran dahilinde satış bedelinden muhdesata isabet eden miktarı buldurup, bulunan bu değerle bina dahil yapılan satışta elde edilen satış parası içinde bulunan binaya ait kısımda yansıma oranını buldurmak, bundan davalılara isabet eden bölümü orantı yaptırarak, davacı payını mahsup ettirdikten sonra davalıların sebepsiz zenginleştikleri ve iade ile yükümlü oldukları miktarı Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde uzman bilirkişi heyetinden alınacak rapor marifetiyle hesaplattırıldıktan sonra hüküm kurmak olmalıdır. Bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek, hakimin yanılgılı hesaplamaya göre hüküm kurmuş olması, hükmün gerekçesinde, kendi yanılgılı hesap usulünü Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde göstermemiş olması, kararın gerekçesi itibariyle Yargıtay denetimine elverişli nitelikte bulunmaması, denetime olanak vermeyecek şeklide hüküm kurulması usül ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.