YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/775
KARAR NO : 2020/3201
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
İitiraznamedeki düşünce : Onama
Dairemizce verilen 10/02/2020 gün ve 2019/10510 esas, 2020/1287 sayılı karara Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmamış olmasına rağmen sehven bilinçli taksir hükümlerinin uygulandığı kabul edilerek inceleme yapılmak suretiyle hataya düşüldüğünden bahisle itiraz edilmekle, 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99. maddesine eklenen 3. fıkra uyarınca itiraz konusu değerlendirildi;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Dairemizin 10/02/2020 gün ve 2019/10510 esas, 2020/1287 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA oy birliğiyle karar verilerek;
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin Malatya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2019 tarihli ve 2018/597 – 2019/217 esas-karar sayılı kararını, sanık temyizi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine yeniden incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın idaresindeki araçla, meskun mahal içindeki, asfalt kaplama, kuru, bölünmüş, üç şeritli, tek yönlü, azami hız limitinin 70 km/s olduğu, aydınlatmalı yolda seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek önce sol tarafına doğru savrulduğu, orta refüj betonuna çarptıktan sonra sağına doğru manevra yaparak yoldan çıkıp orta ayırıcı üzerinde bulunan beton saksıya çarpmasını takiben 27 metre sonra yan yatarak durduğu ve Celalettin Şerfli’nin ölümüne asli kusurlu olarak sebebiyet verdiği olayda, sanık ile ölenin akrabalık durumu, katılanın temyiz aşamasında şikayetinden vazgeçmiş olması ve tüm hususlar beraberce değerlendirildiğinde, sanık hakkında belirlenen hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerektiği gözetilmeden “suçun işleniş şekli, sanığın dosyaya yansıyan kişilik özellikleri nazara alınarak” şeklindeki dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçeyle belirlenen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.