Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/640 E. 2020/4254 K. 30.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/640
KARAR NO : 2020/4254
KARAR TARİHİ : 30.06.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Terkin, Elatmanın Önlenmesi, Yıkım

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen davada davacı Hazine vekili ile asıl ve birleşen davada davalı Belediye vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı Hazine vekili; asıl ve birleşen dosyada 371 ada 405 parsel sayılı taşınmazın 3.600 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını açıklayarak dava konusu taşınmazın 3600 m2’lik kısmının iptaline,taşınmaz üzerindeki yapıların kal-i ile davalı tarafın müdahalesinin men-ine karar verilmesini talep etmiş, 04.04.2003 tarihli ıslah dilekçesi ile de, bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın 4266,687 m2’lik kısmının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespit edildiğinden bu kısmın tapu kaydının iptalini istemiştir.
Davalı Belediye vekili; dava konusu yerin kıyı kenar çizgisinin belirlendiği tarihten çok önce 04.10.1976 tarihinde Ereğli Kömürleri İşletmesi Genel Müdürlüğü adına tapuya tescil edilmiş olduğunu, 06.07.1994 tarihinde de davalı tarafından satın alındığını, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulü ile dava konusu 1567 ada 1 nolu parselin fen bilirkişileri Mustafa Özçelik ve Serdar Akyol’un düzenlemiş oldukları 27.02.2017 tarihli rapor ve krokisinde C harfi ile koyu mavi renkle gösterilen 844,38 m2’lik, D harfi ve açık mavi renk ile gösterilen 70,05 m2’lik, E harfi ve sarı renkle gösterilen 435,44 m2’lik ve E1 harfi ve pembe renk ile gösterilen 0,07 m2’lik kısımların kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeni ile davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile kamu yararına sunulan kıyı olarak terkinine, birleşen davanın kabulü ile kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve iptaline karar verilen alanlar içinde kalan ve 27.02.2017 tarihli krokide işaretlenmiş bulunan C harfi ile işaretlenmiş kısım içinde bulunan 844,38 m2’lik kısımda, D harfi işaretlenmiş kısımda bulunan 70,05 m2’lik kısımda, E harfi ile gösterilen kısımda bulunan 435,44 m2’lik ve E1 harfi ile gösterilen alanda bulunan 0,07 m2’lik alanlardaki tescilsiz binaların el atmasının önlenmesi ile kal’ine karar verilmiştir.
Hüküm, taraf vekilleri tarafından süresi içerisinde ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne dair önceki hüküm taraf vekilinin temyizi üzerine dairenin 25.11.2014 tarihli ve 2014/20845-21585 Esas, Karar sayılı ilamı ile, ”…. 28.01.2014 tarihli jeolog bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda, idare tarafından 18.07.1983 tarihinde onaylanan kıyı kenar çizgisi ile dava konusu alanda tespit edilen kıyı kenar çizgisinin çakıştığı bildirilmiş, anılan bilirkişi raporu dikkate alınarak Teknik bilirkişi Şeyda Alkan tarafından hazırlanan 31.01.2014 tarihli bilirkişi raporunda ise, dava konusu taşınmazın A =5,00 m2, B = 3,83 m2, C =178,95 m2, D = 2,99 m2, E =75,12 m2 ve F=0,76 m2 yüzölçümlü kısımlarının aktif kıyı çizgisi içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Bu durumda, teknik bilirkişi raporuna ekli 1/1000 ölçekli krokide gösterildiği üzere kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kalan ve imar ile 1567 ada 1 parsel olan taşınmazın G ve H harfleri ile gösterilen bölümü dışındaki kısmının iptali ile kamunun yararına sunulan kıyı olarak terkinine karar verilmesi gerekirken, sonradan dolgu yapılarak kazanıldığı anlaşılan ve aktif kıyı çizgisinin deniz yönünde kalan A, B, C, D, E ve F harfleri ile belirtilen kısımların tapu kaydının iptaline karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, Mahkemece, asıl dava yönünden hüküm kurulmuş, ne var ki birleşen dava (müdahalenin men-i ve kal) yönünden olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiştir. Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. (HMK mad. 26/1). Hükmün sonuç kısmında taleplerden her bir hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. (HMK mad.297/2) Durum böyleyken, mahkemece birleşen dava ile ilgili olumlu-olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulması kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
1. Birleşen dava yönünden yapılan temyiz incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul, kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün onanması gerekmiştir.
2. Asıl dava yönünden yapılan incelemede;
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı karşısında; Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gerekleri doğrultusunda karar verilmemiştir. Söyle ki, hükmünü uyulan bozma ilamında (ilamdaki ifade şekli ile) “.. teknik bilirkişi raporuna ekli 1/1000 ölçekli krokide gösterildiği üzere kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kalan ve imar ile 1567 ada 1 parsel olan taşınmazın G ve H harfleri ile gösterilen bölümü dışındaki kısmının iptali ile kamunun yararına sunulan kıyı olarak terkinine karar verilmesi gerekirken….” denilmesine rağmen mahkemece, gerekli olmadığı halde yeniden keşif icra edilerek alınan yeni bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda izah edilen bozma ilamı dikkate alınarak dosyaya ibraz edilen 31.01.2014 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli 1/1000 ölçekli krokide gösterildiği üzere kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kalan ve imar ile 1567 ada 1 parsel olan taşınmazın G ve H harfleri ile gösterilen bölümü dışındaki kısmının iptali ile kamunun yararına sunulan kıyı olarak terkinine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Usul ve Kanuna aykırı olan hükmün asıl dava yönünden 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davaya yönelen temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun olan birleşen dava ile ilgili hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. ve HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.